14 Haz 2008

Dönüşüm..Değişim...İçimde...

Bugün çok özel bir şey yaşadım. Şu anda ellerim titriyor çünkü bu yaşadığım şeyin üstünden sadece 20 dakika geçti. Bu duyguyu kaybetmeden paylaşmak istedim.

Hayat insanların karşısına değişik insanlar çıkarıyor. İyi ki de öyle! İyisi kötüsü bize yaşattığı şey her ne olursa olsun aslında hepsiyle bir şey öğreniyoruz.
Benim yaşadığım bu duygunun müsebbibi beni kendi içime götürdü ve bundan sonra kullanacağım çok güzel bir şey verdi bana. Buna "hediye" diyor. Bence de öyle.

Bundan önce Kimim, Ne olmak İstiyorum sorularıma aslında bütünsel bir cevap bulmuş oldum.

Nereye gitmek istediğimi, nasıl olmak istediğimi ve bunu yapmak için neler yapmam gerektiğini "Ben" bana söyledim.
Bu yolculukta neler yapacağıma yaşadığım hergün bunu düşünerek karar vereceğim.
Bunun aslında kolay olduğunu, mücadele değil bir akış olduğunu düşünüyorum. "Ben" bana öyle söyledi.
Ama şu an bunu yazan "Ben" bunun için mücadele gerekir diyordu. Aslında gerekmiyor.
Yazdıklarımı sizinle görüştüğümde anlatacağım. Bu haliyle çok anlaşılır olmayabilir.

Ama ben anlıyorum.


Foto:kinerji.com



19 yorum:

Adsız dedi ki...

Merak uyandı içimde..biriyle mi karşılaştın? tanıştın? "Sen" sana neler öğrettin, gösterdin? Kimdi bu? Ne oldu?
Merak merak merak...
ilk karşılaşmamızda yanımızda kimse olmasın da rahat rahat konuşalım bunu..

Adsız dedi ki...

Bu arada bu içinde uyanan şey senin kübikten kalkmana neden olacak bir şeyse onu söndürmek için elimden geleni yapacağımdan emin olabilirsin.

Kaybetmeyi göze alamayan bencil Aynacı

Aslı'dır dedi ki...

Aynacııı,
Bu kaybetme korkunu ne yapacağız?
Kübikle alakası yok korkma yaffss. Anlatacağım bekle beniii

Adsız dedi ki...

zor bulduğu ve çok sevdiği bir varlığı kaybetme korkusu bazen o varlığı doyasıya yaşamasını bile engeller insanoğlunu
bilmez ki hayat kısa, kısa günün karı olarak yaşasa anı..
ama olmuyor işte

uzun vadeli projeksiyon sahibi yorumcu

Aslı'dır dedi ki...

Projeksiyon sahibi ve duygusal yorumcu :)

Adsız dedi ki...

Hakkaten ya, bugün gene duygusal bir günümdeyim..isteklerimin gerçekleşmesine dair tüm girişimlerim cevapsız kaldı, ben ise sahipsiz ve boynu bükük kaldım.
bıraktım uzun vadeyi günü bile kurtaramadım yahu
ben bişeyi çok istersem olmuyor anladım, hayır acaba isterken şekilde mi bir hata var,
orta okulda din dersinde demişti ki hoca (bu da sanki camide vaazdaymı havası yarattı), eğer birşeyi çok dilersen, içten dilersen olurmuş, dileklerin hepsinin gerçekleşmesi mümkünmüş, imkansız diye birşey yokmuş. ama kul gerçekleşen dileklerinin yarattığı olumsuzlukların cezasını çeker, günahına katlanırmış
hoca bizi mi yedi acaba diye düşünüyorum son 10 yıldır:)
gerçi
1-istanbulda yaşamak istiyordum, yaşıyorum
2-mobil bir iş istiyordum oldu
3-İK da ve plaza ortamında çalışmak istiyordum, çalışıyorum

yoksa ben nankör müyüm
herşeyin hayırlısı hesabı dileklerin de hayırlısı mı oluyor acaba

kararsız yorumcu

Aslı'dır dedi ki...

Plazada çalışmak istediğin için seni tüm kalbimle kınıyorum.
Din hocası yemiş olabilir, tikat başkası yemesin :)

Adsız dedi ki...

ben bir şeyi çok istersem ve bunu dillendirirsem olmaz. bu nedenle din hocasına katılıyorum. içten isteyeceksin, kimseye söylemeyeceksin. sen tabi içteni ters anladın, en saf duygularla size yol göstermeye çalışan adamı kendi cahilliğini göz ardı ederek kınayıp milletin önünde rezil etme çabasındasın. gerçi millet nerde diyebiliriz. kaç kişi olunca millet oluyor bir? iki? (losttaki gibi diye örnek yazma cümlesine gireceğim ama normal şartlarda yüzde 98 in anlayacağı örneği hali hazırdaki ortamımızda anlama oranı yüzde 33 olacak. o da ben.. eee ne yazıyorum o zaman ben.) burası Allahın unuttuğu bir blog, ekmeğimiz yok, suyumuz yok, baloncuğumuz bile yok. sırf bu blogu bulmak için gogılda kendimi şanslı hissediyorum butonunun yanında ısrar ediyorum bul butonu konmuş ama nafile.

"kul gerçekleşen dileklerinin yarattığı olumsuzlukların cezasını çeker, günahına katlanırmış" ne kadar doğru. üç dileğin gerçekleşmiş. ceza olarak bu blogu ve sahibini vermiş olabilirler mi? şaka bir yana yazmayacağım yazmayacağım diyorum ama daha etkili bir deyimim yok. şaka bir yana bu ne demek? patlıcan kebabı gibi bir köfte bir patlıcan gibi bir güzellik, bir günah arasına defene yaprağı mı? böyle mi olur gerçekten? çok güldük ağlıyacağız derdi tatar japon arkadaşım..hala der mi ve bu yüzden mi der?

Mistik Aynacı

Aslı'dır dedi ki...

Tatar Japon arkadaşın gibilere yani bize şöyle gönlümüzce bir kahkaha atmak, içten gülmek haram görülmüş.
Çok sinirleniyorum düşündükçe güldüysem neden beni huzursuz ediyorsun, "çok gülme, ağlarsın". Sen ağla! bok yiyen!
Huzur versene. Hayat zaten zor ne uğraşıyorsun, adamın içinden gelmiş gülüyor.

Gülelim Yorumcular, gerisi yalan ben size söyleyeyim.
Garantili mi daha ne kadar yaşayacağımız?
Yooo
O zaman camiye mi geldik? Gülelim be!

Adsız dedi ki...

:))))
walla yaaa.. bıraksana bizi pis tatar japon güleceğiz biz. ne huzursuz ediyorsun, sen ağla. :):)

bu arada blog sahibi gizli reklam almış."Garantili" mi derken??

Gül be anacığım gül..bidaha mı geleceğiz dünyaya..heeeeytt

Gereksiz bir coşku içindeki Aynacı

Adsız dedi ki...

ilk önce dileklerimden birini temize çıkarmalıyım
ankarada pek plaza yoktu, cam giydirme yüksek katlı binalar hoşuma gidiyordu, napim blog sahibi
gönül bu, seni de seviyor, plazayı da..
hala da şikayetçi değilim
tek kusuru bina içinde SKS olması, o da yapım esnasında merakından bir ara girmiş, sonra da içinde unutulmuş diye düşünüyorum
o ne zaman tatile çıkacak ya..:(
bu aralar sıkıldım sanırım,
herşey gözüme batıyor
bak bloğun baloncukları bile fazla geliyor, gözümü alıyor..
Şimdi diğer konulara sırayla geçeyim..
İçten dilemek, içinden dilemek mı demek?açık iletişime ne oldu, şeffalık suç mu?
dillendirmeme bende de vardır aslında. ama sen söyledin diye sorguluyorum, söylesek ne olur, nazar mıdır alacağımız risk, hem de daha gerçekleşmemiş bir istek için.. bilmiyorum,
ben biraz da şansa, kadere inanıyorum.
istanbulda yaşıcam diye zamanında basbas bağırdım,dilimden düşürmedim, e bak geldim. demek ki bizim tez her seferinde pratikte gerçekleşmiyor aynacı kardeş..bu çok bilinmeyenli denklemin formulunü bulamadım, bulsam kesin excelde de yer verirdim, çok severim bilirsiniz exceli:)
şimdi gülme-ağlama ile patlıcan kebap mevzusuna geleyim.
haklısınız böyle olmamalı. gülmek işin köfte kısmıysa mümkünse şiş komple köfteden oluşmalı, ya da malzemeden çalmadan arada patlıcan serpiştirilmeli..o da 3 köfteye 1 patlıcan şeklinde(küçük daireler tabii, koca patlıcan komple değil)
ne bilim belki de çok ağlayan biri, çok gülenleri korkutmak için uydurdu bu..ben fikir babası değilim ki, bu söze inanmış zavallı saf bir tatar japonum.


Bol köfte isteyen yorumcu

Aslı'dır dedi ki...

Plaza konusuna açıklık getirmen iyi olmuş köfte yorumcu, bir çocukluk hayali diyelim ona, kabul.

İstediğin şeyi aslında bence bol bol dillendirmek gerekir. İçinde hiçbir şey yapmayıp, gizli güçler tarafından hayata geçirilmesini beklediğin bir isteğin gerçekleşmesi zor olabilir.

İsteğini hep söyle, onun için neler yapman gerektiğini düşün ve yapman gerekenleri sürekli kendine hatırlat.

Bence doğru yol bu olsun, öyle yapalım olur mu irili ufaklı yorumcular :))

Adsız dedi ki...

yorumcu kardeşim, benim tatar japonum, çaprazdaki dostum,

sayıyorum, sayıyorum iki kişi çıkıyoruz yorumcu olarak. ozaman birimiz iri, diğerimiz ufak oluyoruz..blog sahibini bu hayalden kurtarmak lazım..her serinde isimsiz farklı imzalar atınca kendi blogunu en çok ziyaretçi alan site zannetmeye başladı..hatta ekşi sözlükü geçicem diye futbol yorumu bile yazdı..sokakta çocuklar kendisini gösteriyor diye sokağa çıkamıyor..hatta geçenlerde yolda bir motorcu üzerine motoru sürünce "eyvah hayranım" diye zıpladığı söyleniyor..sonrada yanındaki gariban şahsa hayranlarından neler çektiğini artık hayatının eskisi olmadığından bahsetmiş..

uyandırmak gerekir mi sence?

Yorumcunu hası Aynacı

Adsız dedi ki...

sinir oluyorum yazdıklarımı düzeltememeye..

serinde değil seferinde
Yorumcunu değil Yorumcunun
Ozaman değil O zaman

olacak

Self Tekzipci Aynacı

Aslı'dır dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

Uyandırmayalım benden bir boy büyük yorumcu kardeşim.
Varsın mutlu olsun, seviyor sevilmeyi. aslında kim sevmez ki? tamam bir afrodit vakası olmasın ama..yani bence biz aramızda idare edebiliriz, bu sanal durumu gündelik hayatımızda da başarıdan başarıya koşarak yürütebilirmişiz gibi geliyor.
her gün genel müdürlükten, sahadan bir kaç çalışanımız arasın mesela
gerek koçlukla gerek yaşamla ilgili sorular yöneltsin blog sahibesine
hatta assessmentlara gelen katılımcılar onun role play ve CBI'larına girebilmek için can atsın, yani atar gibi yapsın..oyun içinde oyun..
"şaka bir yana", gerçek hayatta yolda yolakta blog sahibi ile yürünmüyor, bir yerde oturup iki çift laf edilmiyor. Bakın ciddiyim. gözler onun üzerinde hep. boy, pos, endam yerinde, doğallık desen, şen kahkahalar desen gene onda..zor yani onunla sokağa çıkmak..
acaba dışardan onun blog sahibi, benim ise ufak bir yorumcu olduğum anlaşılıyor mu (!)
bakın o zaman isyan eder, blog açarım..
burdaki küçük köşelerde köşe kapmaca oynarım ama, dışarda dayanamam ufacık tefecik yorumcu olarak anılmaya:)

İkinci planda kaldığını düşünen ufak tatar japon yorumcu

Aslı'dır dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

blog ortakları diyeceğim artık size..gezin, dolaşın, para dökün..ortaksınız tabii..sonrada dışlanan sıkıntı içinde olan insanlala ilgili vitrine yazı yazın..
iki yüzlü davranışlar bunlar, zaten sizle de beraber olmaya meraklı değilim. sıkıcı insanlarsınız. artık yeni dostlara yelken açmanın zamanı geldi..

gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
bir kendim bir ben gidiyorum.

Mobidinge uğrayan Aynacı.
Yan bloga gittim dönücem :)

Aslı'dır dedi ki...

Eyvaah!
Yan bloga gittiysen dönüşün yok Aynacıı
Dön aramıza.
Bu arada dün Lost'u seyrederken aklıma birşey geldi. Onunla ilgili bir yazı yazıyım ben.

Okuyun ha!