8 Mar 2009

Aile

Bugün Adana dönüşünde, uçakta önümdeki koltuğa anne, baba ve iki oğlan çocuktan oluşan bir aile oturdu. Müsaadenizle onlardan bahsetmek istiyorum.

Belli ki hali vakti yerinde insanlardı. Ancak birbirlerine davranışları o kadar kötüydü ki onların adına ben utandım. Bu birisinin yerine utanma huyuma da sinir olurum. "Ne haddine kendisi utanmayan birisinin yerine utanmak?" derim ama bunu yapmaktan da kendimi alamam.

Anne ve oğlanlar yanyana oturuyordu. Baba da yan sıranın kenarında oturuyordu yani aralarında koridor var. Oğlanlardan biri ödev yapıyor, babası ona ödev yaptırmaya çalışıyor.

Anne ile diğer çocuk gürültü ettiği için baba bir kaç kez onları uyardı. Baktı olmuyor, aniden çocuğun elinden ödevini alıp, annenin üzerine doğru fırlattı ve otur annenle yap ödevini dedi.
Anne babayı "sakin ol" diyerek, uyardı. Bir anda herkes onları seyretmeye başladı.

Baba, hışımla gazetesini aldı ve hıncını gazeteden çıkarmak suretiyle korkunç hışırtılar çıkararak, gazeteye gömüldü. Bu arada oğlan ödevi ne yaptı bilmiyorum çünkü pozisyon gereği ben sadece babayı gayet net görüyordum. Elimdeki kitaba dönüp, ayıp olmasın diye onlara bakmamaya çalıştım.

Bir ara baba yumuşadı ve ödeve yeniden başladılar. Baba çocuk yanlış yaptığında sinirleniyor ve "annenle yap ödevini" diyor. Anne de "babanla yap" diyor. Bu sanırım 6 kez tekrarladı.

Bu arada çocuk pinpon oynayanları seyreden kediler gibi bir ona bir buna dönüyor.

Adam kadının önündeki dergiyi almak istedi. Kadın "o benim vermiyorum" diyerek, dergiyi koltuğun altına, benim önüme gelecek kadar geriye attı. Adam azmetti ve dergiyi aldı. Velhasıl adam ve kadın kedi-köpek gibi yol boyu itiştiler.

Onlara bakınca "bu insanlar şimdi mutlu mu?" diye sormaktan kendimi alamadım.

Hatta mutsuz olduklarına karar verip, adama başka bir hayat yazdım kafamda.

Adam, iyi para kazanan bir işi olan, eğlenmeyi seven birisi. Çabuk sinirleniyor ama siniri hemen geçiveriyor. Hayatını istediği gibi yaşamak, kimseye bağlı kalmak istemiyor. Bu nedenle de uzun süreli ilişkilerden uzak duruyor.

Sevgilileri oluyor ama bilerek ciddi bir ilişkiden kaçınıyor. Arkadaşlarıyla tekne ile gezmeyi, golf oynamayı seviyor. Çünkü bunlar eli para tutan ve canı çıkana kadar çalışan günümüz erkeklerinin yeni moda tutkuları. Bizimki de "moda olan iyidir" diyor.

Bazen evli arkadaşlarına yemeğe gittiğinde çocukları falan görünce içi gidiyor ama gecenin sonunda evine gittiğinde; sessiz ve huzur içinde, kimseye hesap vermeden yaşama fikri içini rahatlatıyor.

Bir gün iş seyahati için uçakla İzmir'e giderken, yan koltukta kendi yaşlarında bir adam, karısı ve çocuklarının yolculuk boyunca yaptıkları patırtıdan rahatsız olduğunda; kendini o adamın yerine koyup, "Allahım sana binlerce kez şükrediyorum bu durumda olmadığım için" diyor.

Ben bu hayatı uygun gördüm bu adama. Böyle olsa daha huzurlu olurdu gibi geldi.

Herkes sadece öyle gerektiği için evleniyor ve çocuk yapıyor. Sonra mutsuz da olsa bunu devam ettirmeye çalışıyor. Bu arada hayatı heba oluyor ama "yalnız mı öleceğim? Çocuğum olmazsa ileride pişman olurum" gibi basmakalıp düşünceler yüzünden tuzağa düşüyor.

Bu konuda yapılabilecek en iyi şey bence genç yaşta kendini tanımaya, anlamaya çalışmak. Hayat boyunca da kendinin farkında olmak. Böylece hem zaman içinde değişirsen haberin olur hem de zannettiğin şey olmaktan kurtulursun.


Foto: economist.com


7 yorum:

taşkın dedi ki...

1.adama ayıp olmasın diye kitaba gömülen aslı nasıl oluyor da bu kadar ayrıntıya girebiliyor?
2.aslı bitirdiği kitaptan birşey anladı mı acaba?
3.aslı sen manyak mısın ya,adama hayat fln yazıyorsun?

taşkın dedi ki...

foto konusunda çok başarılısın.

Aslı'dır dedi ki...

Mersi ikinci yoruma.
Birinci yoruma:
1.kitaba olaylar sakinleşince döndüm. Arada onlar celallendikçe gayri ihtiyari başım kitaptan kalktı.
2.anladım çok güzeldi kitap:paul auster :son şeyler ülkesinde. tavsiye ederim
3.manyak olabilirim ama uçağın içinde 1 saat rötar olunca adama kitap bile yazabilirdim aslında.

taşkın dedi ki...

her şeyede bir cevabın var:)

Karakutu dedi ki...

adamı sen çözmüşsün de, adam kendini bunca yıl niye tanıyamamış ben ona takıldım.. birinin onu dürtmesi gerek galiba:)

Aslı'dır dedi ki...

Adam mutlu görünmüyordu ama en kötüsü çocuklar ne hissediyordu acaba?

ferah dedi ki...

Aslıcığım öncelikle merhaba, çok uzun zaman oldu blogumla ilgili tembellik ettim ve senin güzel yazılarını takip edemedim. Neyse konu çok ilgimi çekti, direkt kafamda tipler oluştu, tabiki söyleyebileceğim şey çocuklar için katlanılan, zar zor yürüyen bir evliliğe benziyor.. bunu başka insanların bulunduğu bir ortamda yapmaları bir hayli garip acaba evde neler oluyor düşüncesi doğuruyor :))) belki o gün sağlam bir kavga etmişlerdi de o güne has bir durumda olmuş olabilir.. gerçekten ilgi çekici olaylar, düşündürüyor insanı :))