25 Eki 2009

En Kötü Günüm

Hava yağmurlu ve kasvetliydi, en sevmediğim hali. İşe yetişmek zorundaydım ve hızlı hızlı yürüyordum, arabaların su sıçratanlarına en okkalısından küfür sallayarak.

Çiçekçi kadın, ağzındaki sakızı evire çevire sokaktaki hengameyi seyrediyordu, şemsiyesinin altında.
Baktım tezgahına, en sevdiklerim orada: Nergis, papatya ve lilyumlar. Dayanamadım, aldım hepsinden birer demet, iş yerinde birilerini mutlu ederim, diye.
Bu kasvetli havaları çok seven yok civarımda. Yüzleri güler, vesile olurum diye düşündüm içimden.

Yürümeye devam ediyordum, bu sefer elimde çiçekler ve şemsiye ile daha da zorlaştı benim için bu maraton. "Bu böyle gitmeyecek Aslı, güzel şeyler düşün" dedim kendime ve "şu anda burada olmasan nerede, ne yapıyor olmak isterdin" diye sordum kendime.

Evimin bir sokak altındaki villalardan birinde çalışıyor olmak isterdim.
Ofisten çok eve benzeyen, sokakta bulduğumuz kedileri getirip beslediğimiz, çiçeklerle dolu bahçesinde, baharda erik topladığımız bir yerde.

Ofiste çok kişi olmayalım, en fazla beş kişi. Kimse patron değil, sadece sevdiği şeyleri yapan insanlar.

İşimiz insan olsun. Bazen para bile almadan sırf sevdiğimiz için destek olalım onlara.
Saatlerle, günlerle kısıtlı olmasın çalışma tarzımız. İsteyen, istediği zaman gelsin, çalışsın.
"O iş fazla yürümez" diyenlere nanik yaparcasına para kazanalım, bize yeten ne kadarsa.

Hepimiz farklı olalım, farklı şeylere ilgi duyalım ve birbirimizden her gün yeni bir şey öğrenelim. Paylaşalım, eğlenelim, bol bol kahkaha atalım.

Kaygılı olmak, çabuk sıkılmak, dengede kalmak için dengeyi kaybetmek artık sevmediğim huylarım değil, tedavi ettiğim yönlerim olsun.

Samimiyetimi, neşemi, müşfikliğimi kullanarak, daha da güzel işler çıkarayım.
Etrafımda istekleri hiç bitmeyen, yalan söyleyen, kendisi olamayan insanlar barınamasın bile.

Bunları düşünmek iyi geldi. Yağmur da durdu. Hedefe de çok yaklaştım, köşeyi dönünce işteyim.
O sırada keskin bir fren sesi ve çığlıklar duydum. Bir anda insanlar üşüştü gürültünün geldiği yere. O tarafa baktığımda bir kaza olduğunu anladım hem de kötü bir kaza.
Yola doğru yöneldim ve kalabalığın arasından yerde yatanın en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olduğunu gördüm.

Elimdeki çiçekler yere düştü, bir tanesini ona almıştım ama bu şekilde vermeyi planlamıştım.
O da benim gibi koştura koştura işe yetişmeye çalışıyordu sanırım. Ambulans çağırdılar, ben yerimde çakılıp, kalmıştım. Ne yapacağını bilemez bir şekilde, ben arkadaşıyım diyerek, ambulansa girmeyi başardım.
O kadar kötü görünüyordu ki o sahneyi bir daha asla unutamadım. Hemen müdahale ettiler, hastaneye haber verdiler ama arkadaşımı kurtaramadılar. Sonrasını ben de hatırlamıyorum ya da hatırlamak istemiyorum.

Onu o kadar çok seviyordum ki bunu ona daha bir gün önce söylemiş olmam da artık hiç bir şey ifade etmiyordu. İçim boşalmış gibiydi, bu kadar kolay mıydı ölmek? O zaman ne demeye birbirimizi üzüyor, hırs ve çıkarlar peşinde bir sürü kalp kırıyorduk?

Bu olay, her sabah uyandığımda aklımda ve hiç çıkmayacak biliyorum.


İşte böyle NesTal, soruların hepsini cevapladım ama değil mi?


Not: Gerçek değil, hikayedir: Mimi cevaplamak için.


Foto: kunthy.files.wordpress.com

11 yorum:

tuğba dedi ki...

çok üzüldüm aslı...

tuğba dedi ki...

çok üzüldüm aslı...

Aslı dedi ki...

Aman Tuğbacığım, ben mimi klasik yöntemle cevaplamayayım diye hikaye uydurdum. Baktım, bu mimde herkes yaşadığı en kötü olayı yazamamış, ben de o boşlupu doldurayım istedim. Bunun dışındaki tüm cevaplar doğru ama.

NeSTaL dedi ki...

Ay Aslı alemsin valla. :) Çiçek isimlerine gelince dedim mime değişik cevap herhalde. Devam ettikçe dedim hikaye, daha da ilerledikçe gerçek olaymış meğer dedim çok üzülmüştüm ki nota gelince anladım mimi bundan daha güzel açıklayanın olmadığını. :) Harikasın...

Kitapkurdu dedi ki...

Tüm yazıların gibi bu da süpermiş

Aslı dedi ki...

Nestal: Yaa sen misin beni mimleyen, hihihih :)
Kitapkurdu:Teşekkür ederim, sevindim beğenmene.

Fery... dedi ki...

son cümlendeki şükrümü duymanı isterdim... iyi ki dedim...

Eliza Doolittle dedi ki...

Bu mim ne zamandir dolasip duruyo, tam bi Asli imzasiyla harika bi cevap olmus bu! Son kisim hikaye de olsa bi carpiyo adami tabii...evlerden uzak.

Anne ve kızları dedi ki...

Yaaa!Aslıcım be alemsin!
Gerçek zannettim ve çok üzüldüm yaa!
Neyse aman!Gerçek olmasın da gerisi önemli değil!

Aslı dedi ki...

Ya üzgünüm sizi üzdüğüme ama inandırıcı olması da hoşuma gitmedi değil.
O notu da Tuğba üzüldüm yazınca ekledim, ciddiye alacağınızı gerçekten tahmin edememiştim.

Paşa dedi ki...

tuh be nde gerçek sandım ve üzüldüm ama gerçek olmayıncada sevindim yahu..allah korusun:)