17 Mar 2010

Hafiflemek Güzeldir


Eğitim verdiğim sınıflarda, torpil fırsatımı kullanıp, mutlaka pencereli odaya denk geliyorum.
Sağolsunlar, ışıksız geçen günlerde nasıl tükendiğimi bildiklerinden, bana bu güzelliği yapıyorlar, beni tanıyan iş arkadaşlarım.

Sabah sınıfa girer girmez ilk işim, perdeyi açmak oluyor. Hava bulutlu bile olsa evimdeymişim hissi uyanıyor. Güneşli bir gün ise; uyanan güzelim hisleri anlatacak kelime yok.
Bu sabah sınıfa girip de, perdeyi açarken içim hafifledi yine. Niye bu his, diye düşündüğümde, sanırım girdiğim ortamı benimseme ihtiyacım bana bunu yaptırıyor, dedim.

Mekanlar konusunda da böyle bir sahiplenme duygum var. Hep aynı yerlere gitme isteğim, hatta aynı masada oturup, oturduğum yerde başkası varsa; izinsiz evime girilmiş gibi hissetmem de bundan.

Alışmam zaman alıyor mekanlara, insanlara. İçim kabul etmeyince de zorla olmuyor.
Artık kendimi zorlamamayı öğrendim. Üç günlük dünyada, zaman değerli.
O zamanı tatlı ve huzurlu geçirmek için çaba sarf etmeye başladığım anda çabama "dur" demeyi ve  bildiğim yoldan devam etmeyi öğrendim.

Bir hafifleme, huzur. Gerisi boş değil mi?


Foto: clients.caitlinwinner.com

9 yorum:

öküz dedi ki...

Tıpkı Öküz gibi değişime, yeniliklere kolay adapte olamayan bir bünyeden mi söz ediyoruz; bana mı öyle geliyor?

+Sen plaza insanı eğil misin; nedir bu sınıf/eğitim zamazingosu?

Aslı dedi ki...

Sana öyle gelmiyor, öyle oluyor öküz.

+ Plaza insanı olabilirim ama arada kot pantolon giyip, eğitim vererek, plaza insanı değilmişim gibi olabildiğim bir alanım var şükürler olsun :)

malumafatrus dedi ki...

plazalar güneşi pek umursamayan; bizim gibi metabolizma hızları güneşe bağlı olmayanları bile güneşe hasret bırakıyor...Cam açamadığı, temiz hava alamadığı yerde çalışanlar aşınma payı olarak ayrı bir ücret talep etmeli.

Aslı dedi ki...

Malumatfarus, edelim bence. İsteyenin bir yüzü diyeceğim ama isteme sorunsalımı nasıl çözeceğimi bilmem :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Hele de sevip benimsedigim mekanlar soz konusuysa, hic sevmiyorum yenilikleri Asli! Mekanlarin hafizalarini da muhabbetin hafizasina katmayi seviyorum galiba...Bebekotel mesela, her Istanbul gezisinde gidip saatlerce oturur mu insan farkli dostlariyla...garsonlarinin sicak hosgeldinizine kurban!

beyazın istilası dedi ki...

ne kadar da kendimi sana yakın hissettim...
aynı mekanlar, aynı masalar,ayna evler...
yabancı yere gittiğmide asar suratımı otururum...kızarlar bana...
ama böyleyim işte bende...sen gibi://

bad-ı saba dedi ki...

ben de bi garibim hem tanıdık olsun hem yeni yerler olsun isterim.ohh bi de yanında çikolatası da olsun mu diye sorma.bazen ne yapacağımı ben bile şaşıyorum:))

Aslı dedi ki...

Eliza: Mekanlardaki garsonlara da nasıl bağlanırım onu hatırlattın bana :)

İstanbul: Ben aşığım ama sen de aşıksan sorun değil, güneş hepimize yeter nasılsa :)

beyazın istilası: Evet ben de surat asarım bazen, gıcık olurlar ama napiyim elimde değil.

bad-ı saba: her tanıdık yer bir zamanlar yeni yerdi mantığıyla bazen daha açık oluyorum ama bir kere sevmediysem de hayatta bir daha sevmiyorum.
haa yanında çikolatası da olsun mu :)))

bad-ı saba dedi ki...

eh valla olursa fena da olmaz hani:)