5 Haz 2010

Günün Sonunda, Hepimiz Soyunmuyor muyuz?

Sabah evden çıkarken; giyiniyoruz, takıp takıştırıyor, saçları yatıştırıyoruz. Ayakkabılar, çanta, daha ince, daha uzun, daha güzel gösterecek kıyafetler derken; savaş boyalarını süren apaçiler misali insanların arasına karışıyoruz.

Tüm gün, insanların arasında güvendiklerimiz, güvenmediklerimiz, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz diye önden yapıştırdığımız etiketlere dayanarak, gülümseme, tırnak gösterme, can yakma, gönül okşama gibi; bugüne kadar biriktirdiğimiz davranış setimizden, uygun olanını sergiliyoruz.

Aslında amaç ne?
Sadece yaşamak ve yaşarken hayatın acı, tatlı, her türlü tadını çıkarmak değil mi?
Hep unuttuğumuz ve göz ardı ettiğimiz, temelde kapı gibi duran tek gerçek: Yaşamak.


Bir başka gerçek de günün sonunda soyunmak; gerçek ve boyasız benliğinle kalmak.
Orada, o çıplak halinle; kendini sevebiliyor, aynaya baktığında kendi gözlerine bakmaktan utanmıyorsan; bence tamamsın.
Yaşamayı da gerekirse ölmeyi de hakkıyla yerine getirebilirsin. Helal olsun!

"Aslı be, çok uçmuşsun, hayat böyle mi?" gibi şeyler geçiyorsa kafanızdan; ben de bilmiyorum ama bana öyle gibi geliyor. Yoksa her şey çok zor değil mi ya?
Bu kadar mücadele için mi geldik bu dünyaya?

Kendini koru, egonu sahiplen, saldırılara karşı savunmada ol. Seni okşayanı sev, tırmalayana saldır...
Valla zor böyle, ben oynamak istemiyorum.

Onun yerine, aslında hepimiz aynıyız, gece oluyor ve soyunuyoruz, sonra da uyuyoruz, demek bana daha huzurlu geliyor.

Bağıra çağıra dünyaya gelmiş olabilirim ama öyle ölmek istemiyorum!

Görselıngaa!

12 yorum:

♥pemb€sinti dedi ki...

cok güzel yazmıssın cnm benımm

Onur dedi ki...

Sonuna kadar seninle hemfikirim.

khaos dedi ki...

son satır özellikle çok hoşuma gitti..
"bağıra çağıra geldim dünya'ya ama öyle ölmek istemiyorum.."

aslı hayvanı dedi ki...

annem yeni doğan bir bebek gördüğünde hep 'vah garibim, daha ne çok işin var şu boklu dünyada' der. ayaklara bak, ne yumuşak. daha hiç yorulmamış, hiç yük taşımamış' der. sanırım hayata dair karamsar bakış açım biraz da buradan gelmektedir.

başkalarıyla hiç işim olmamasına rağmen kendimle olan amansız savaşım yeter bana. ne yapalım kısmet! biri sesimi kesmezse sanırım ben kendime bağıra çağıra gideceğim bu dünyadan.

Sıradan Bir Sazan dedi ki...

Aynen katılıyorum, tüm yazıya ama özellikle 'Kendini koru, egonu sahiplen, saldırılara karşı savunmada ol.' Sevgilerrr...

beyazın istilası dedi ki...

ellerine sağlık çok güsel olmuş.
ama şuna takıldım ki bence asla "tamamsın" dememeli insan kendine....

Sokak Kedisi dedi ki...

Sabah kalkıp hayata gardını almak ile akşam olduğunda geceye teslim olmak, süngüyü düşürmek arasındaki ruhsal değişimi öyle güzel dökmüşsün ki hayran kaldım Aslı'cım. Biraz da yaşam ile ölüm gibi sanki. Yaşamın kaosundan sonra ölümün derin sessizliği; bir saygı duruşu gibi sanki tüm yaşananlara...

Ben de çok seviyorum yastığa teslim olduğum ve sadece ben olduğum o dakikaların huzurunu hissetmeyi. Fakat bir taraftan düşününce de günün bu realitesi olmasa sessizliğin, sadeliğin huzurunu da sıkıcı bulurduk belki. Nankördür ya kedi kısmı :))

Sevgiler

Hayal Meyal dedi ki...

evet evet, aslında hepimiz ne kadar monoton varlıklarız :S

Aslı dedi ki...

pembesinti: çok teşekkür ederim.

khaos: teşekkür ederim, son satır, son söz.

aslıhayvanı: İnsan en çok kendine yapıyor, ancak sen kesersin o sesi, ben sana diyim :)

sıradan bir sazan: sana da sevgiler, savaşçı geldik, savaşçı gitmeyelim değil mi ama :)

beyazın istilası: sağolasın :)
O günlük tamamlık, hayatta oldum ben mantığı değil, ertesi gün daha da, ertesi gün daha da; yani her gün biraz daha tamamlanmak açısından dedim :)

Sokak kedisi: nankör değildir ya, kedi candır :)
Her gün huzurla geçse daha da kıymetli olur be, gel bir deneyelim :))

Aslı dedi ki...

Hayal Meyal: Evet ya, neyin peşindeyiz ki? Monotonuz, aynıyız, işte bu :))

Sokak Kedisi dedi ki...

Deneyelim :))

Gerçi ben kendi adıma savaştan vazgeçsem bile diğerleri adına huzursuz olan bir bünyeyle bunu nasıl beceririm bilemiyorum, göbek adım "Endişe" iken :))

Pozitif ve Negatif enerji ile ilgili bir kitapta okumuştum, köpekler dinlenmek için hep ortamın en sakin, en dengeli ve en pozitif enerji noktalarını seçerken kediler hep bunun tam tersini yapar ve kesinlikle negatif enerjili noktalarda uyurlarmış :))) al işte, aynı ben :)))

Adsız dedi ki...

Helal olsun eline sağlık

İst.