25 Eki 2010

Yazardan not - 3

Yazardan not 1, Yazardan not 2

Uykuda olmadığının farkına varmasıyla elindeki kağıdı çevirip, okuması bir oldu.


"Şanslı günümde olduğumu dileyerek, bu notu yazıyorum. Sizinle buluşmak ve hikayenizi yazmak istiyorum. Lütfen beni arayın. 01453245896"
Elinizdeki kitabın yazarı


Önce, notun gerçekliğine inanmadı. Ama sonra ya gerçekse ve hep hayalini kurduğum yazarla tanışma fırsatı elime geçtiyse, diye düşündü. O anda, kalbinden midesine doğru uçuşan kelebekler aklının başından gitmesine sebep oldu. Gün ağarmış, annesinin çocukken ona söylediği gibi kuşlar, okullarına gitmek üzere yola çıkmışlardı. Hemen telefona sarılmamak için kendisini zor tutuyordu ama en azından daha makul bir saati beklemesi gerektiğinin farkındaydı. Hayallerinin yazarını uykusundan uyandırıp, kızdırmak istemezdi.

Beklemeye fazla dayanamadı ve saat 9:30'da kağıttaki numarayı aradı. Karşıdan gelen ses, çoktan uyanmış ve kahvesini içmiş bir adamın sesiydi. Sesi titreyerek başladığı telefon konuşması, yazarın rahat tavırları sayesinde, normale döndü ve kuşlar gibi şakıyarak, heyecanını, sevincini anlatmaya başladı. Yazar, onun hikayesini yazmak istediğini ve eğer vakti varsa bugün bir cafede buluşmalarını önerdi. Öğleden sonra buluşmak üzere anlaştılar.


İşinden yeni ayrılmış ve günlerini kitap okuyup, yazı yazmaya çalışarak geçinen bir kadının, en sevdiği yazar ile buluşma imkanı bulduğunda; hissedeceklerini bir düşünün. İşte o durumdaydı kadın. Buluşma saatine kadar kitabını okumaya devam etti ama aslında aklı kitapta değil, yazan kişideydi. Ne okuduğunu anlamadı bile.


Yazar olmak istiyordu kadın. İşini seviyordu sevmesine ama okumaya, düşünmeye, yazmaya vakti kalmadığı için ayrılmak istemişti. Bir süre sonra yine çalışmak zorunda kalırsa, bunu o zaman dert edecekti. Şimdilik, hayalinin peşindeydi. Editörlük yapan bir arkadaşı, hikayelerini çok beğenmiş, yazması için onu yüreklendirmişti. Kolay değildi, hayaldi ama yine de deneyecekti. Bugüne kadar istediği her şeyi elde etmişti. Çok da fazla şey istememişti ama şansını denemekte ısrarlıydı. 


Buluşma rüya gibi geçti. Okur için olduğu kadar, yazar için de. Kadın, her gün yazarın evine gidecek ve ona hayatını anlatacak, yazarın cümleleriyle hayatının yazılışına tanık olacaktı. "Benim öyle ahım şahım bir hikayem yok" diye direnmesine rağmen, sahici bir hikaye olmasının yeterli olduğunu anlattı, yazar, okuruna. Hatta onun yazma isteğini öğrenince; "istersen hikayeni birlikte yazalım" dedi ama kadını ikna edemedi. Onun gibi bir yazarınkinin yanında, kendi kırık dökük cümleleri çatlak ses gibi çıkardı. Kabul etmedi ama bu teklife içinin gitmediğini söylese; yalan olurdu. Yazar ise; teklifini hemen kabul etmekle kalmayıp, onu çok iyi tanıyan ve seven bir okuruna denk gelmiş olmanın mutluluğu içindeydi. İşleri kolay olacaktı, bunu hissediyordu.


Kadının hikayesi, söylediği gibi basitti ama yaşadıklarını ifade ediş tarzı ve bakış açısı yazarı o kadar etkilemişti ki; yazmaktan çok hikayenin içine dalmış, dinleyici olmuştu. İş anlatmaya geldiğinde takılıp, kalıyor; bu hikayeyi sahibinden daha iyi ifade edemediğini görüyordu. Akşamları yalnız kaldığında uğraşıyor, cümlelerini beğenmiyor, kendisine eziyet ediyordu. Yazlık eve kapanmayı denemiş ama o da olmamıştı. Kadınla sürekli irtibat halindeydi. Şimdi kadın onu dinliyor, yazması için cesaretlendirmeye çalışıyordu. Bütün bu olanlar, adamın iç hesaplaşmaları, yazamama haliyle kavgaları, kadını büyülemişti. Her akşam evine döndüğünde; olanları yazıyordu. Bunları yazara okutmak istiyor ama bir yandan da beğenmemesinden ya da onu yazdığı için kızmasından korkuyordu. Bir gün tüm cesaretini topladı ve evden çıkarken; yazdıklarını adamın eline tutuşturdu.


Yazar, kadının yazdıklarını okuyunca duvara toslamış gibi oldu. Sayfalar, kendisine eziyet edişini, iç hesaplaşmalarını, kendisine koyduğu engelleri görmesini sağlamıştı. Duvarı döven dalgalar en sonunda duvarı yıkmayı başarmış ve susuzluktan ölen, koca bir şehir, özlemle beklediği suya, kavuşmuştu. Artık hikaye de su gibi akıyor ve sona yaklaşıyordu.

Demek ki; büyük hayaller de gerçekleşebiliyordu. Yaşadığı sürece kendini hiç bu kadar güçlü hissetmemişti. Bu güç de; kendine olan inançtan geliyordu ve ondan asla şüphe etmemekten.


Bir senenin sonunda iki kitap ve gerçekleşen iki hayal vardı. Okurunu yazan yazar ve yazarı yazan okurun hikayesi...
 
Görsel: Ahmet Coka

18 yorum:

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

Nefis bir kurgu ve tasarım, harika bir içiçe geçen hikaye..

Aslı dedi ki...

Syrakusa, utandırıyorsun, reca ederim :)

Cört Hanım dedi ki...

aklımdan böyle hikayeleri yaşamak geçiyorken ve bu yönde emin adımlar atmışken, belki de eş zamanlı olarak bu hikayenin yazılması, bir kez daha kendimden şüphelenmeme sebep oldu. Tanrı'm yoksa şizofreni böyle bir şey miydi?!(:
yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi okurken. ne güzeldir sizi okumak(:

*ve şimdi, kısık-sesli-bir-sır vereyim size: azıcık daha cesaretim olsaydı, ben de ekleyecektim sonuna kim olduğumu.

Aslı dedi ki...

Cört Hanım, ben şizofreni değil de şahane tesadüfler ya da paralel kafalar diyorum buna :) Belki de şizofrenlerin kraliçesi benim, kim bilir :)
Dilerim bu hikaye gibi mutlu son olur sizin için de, her ne bekliyorsanız hayattan.
Ben sırrınızı tutuyorum ve cesaretin geleceği zamanı bekliyorum o halde.

CEPAYNASI dedi ki...

bayılarak okuyorum seni aslı...
devam:))

Aslı dedi ki...

cep aynası, çok teşekkür, bin teşekkür!

Adsız dedi ki...

HARİKA kurgu süper cümleler muhteşem büyülendim nefis

İST

Aslı dedi ki...

İstanbul, seviyorum seni, büyülenmesen de.

girl with the red balloon dedi ki...

Aslı... Gerçekten de okurken kendimi kaybettim. Bir sonraki cümleye geçmek istemedim. Her cümleyi okuyasım geldi. Bitmesin dedim ya. Sen hep yaz olur mu? Yaşadım resmen..

Telekinesis dedi ki...

vay vay vay... betimlemeye bak

not: itiraf ediyorum, numarayı aradım bir hatun çıktı

Aslı dedi ki...

girl with the red baloon, ay ne harika şeyler söylüyorsun, teşekkür ederim, mutlandım :)

telekinesis, bak bitirdim işte :) eee sonra n'ooldu :))) o kısmı da anlat da hikaye içinde hikaye konsepti devam etsin :)

Telekinesis dedi ki...

benim yazacağım hikayeler edepsiz oluyor yahu, buraları da +21 konsepti yapmayayım.

ama aradığım hatun lisedeki hocam çıktı.

hoca: aa.. telekinesis nasilsin ?
ben: iidir hoca sen nasilsin ?
hoca: teşekkür ederim.

ben : halen giderin var mı ?
hoca: senin gelirin var mı ?
ben: yoook :D
hoca : ok byyyyyyyyy

Aslı dedi ki...

Off deli ya, sabah sabah Allah da seni güldürsün, gidere-gelir, kısasa kısas :))

lady dedi ki...

pek sevdim.. takipteyim ;)

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Süperdi.çok güzel ve dikkat çekici, akıcı..süper deyip susuyorum en iyisi.

Aslı dedi ki...

lady'm, teşekkür ederim :)

o.k.a, çok sevindim yorumuna, susma susma :))

Judy Abbott dedi ki...

çok etkilendim, ellerine sağlık.

Aslı dedi ki...

Judy, çok teşekkür ederim.