7 Ara 2010

Uwwww!!!


İçimden yazı yazmak ancak bu kadar gelemezdi. Neyin peşinde olduğumu bilmiyorum ama yazmaya zorluyorum kendimi. Nedensiz, niçinsiz bir zorlama nokta

Aklımda kalan, telafi etmek istediğim iki şey var. Bunların birini telafi etmek daha kolay da diğeri biraz zor.

Yazmak çok acayip bir iş, kendi kendime şaşırıyorum bazen!
İlk cümleyi yazdıktan sonra ne olduysa içimden telafi etmek istediklerimle ilgili cümleler çıkıverdi. Asla ve kat'a bunları planlayarak oturmadım, yazı yazmaya. Dedim ya, zorlamak istedim kendimi, yazmaya başlayınca da bunlar döküldü. Eteğimdeki incileri döküverdim yani.

Çok açık olamam bu telafi etmek istediklerimle ilgili. Zira burayı okuyan insanlardan iki kişi var, işin ucunda. Buradan mesaj verip, "bu yazıyı sana yazdım aslında" demek de çok saçma. İnsan gibi git özel bir şekilde iletişime geç, değil mi ama?

Bir de son zamanlarda arka arkaya, yazdıklarımdan işkillenen arkadaşlarım çıktı. "Bana mı yazdın o yazıyı?" diye düşünenler ve soranlar. Yok soran kişiler, size yazmamıştım!
Asıl yazdığım kişiler sormadı, ne hikmetse! Zaten o yüzden yazdım herhalde. Bu bile bir işaret mi dersiniz?
Belki de üstlerine alındılar da, konuşmak istemediler kimbilir?

Bu arada, her yazdığımın okunduğuna dair özgüvenim beni derinden etkiledi. Yani yazdıklarımı herkes zaten okuyor da, o mesaj gidecek kişiler okudu ama sormadılar. Vay vay vay!

Tamam, epey okuyucu var; istatistiklerin yalancısıyım da kendileri söylemediği sürece kimin okuduğunu bilmiyorum. Evet, onlar okumadılar yazıyı yoksa hemen gelirlerdi yanıma, ah ben ne ettim de sen bana bunları yazdın, diye. Değil mi? Evet, kesinlikle öyle.

Etek dedik, taş dedik, dökelim dedik ya; aslında çıldırasıya gıcık olduğum birisi var.
O burayı okumuyor büyük ihtimalle, o yüzden lütfen sormayın, ben miyim diye, benim güzel arkadaşlarım.
Bu insan bana yakın birisi değil, gördüğüm birisi de değil ama maalesef belli bağlantılar yüzünden haber aldığınız insanlar olur ya, işte onlardan. Neden enerjimi böyle bir nefrete tüketiyorum, ben de anlayamıyorum, çoğu kez. Onun, kendime benzettiğim bir takım yönleri var. Yani sakın kendini görüyorsun onda, fark etmiyorsun demeyin. Kendimi gördüğümün farkındayım da kırk yılda bir gösterdiğim davranışları kadın her daim tekrarlarken, ben neden kendime aa aynı ben, diye haksızlık edeyim? Orasını çözemiyorum. Hem şöyle de bir şey var, herkes ona gıcık oluyor, bu bana bir puan kazandırmaz mı nefret ilişkimde? Haklısın Aslı be, demez misiniz yani? Kiminiz der, kiminiz demez bilirim.

Neyse akıl vermeyin sakın bana bu konuda, hatta haklısın da demeyin. Saçmalık olur çünkü. Konunun hiçbir yönünü bilmeden bana hak verirseniz de ben size hak veremem. Bak bak, ne kadar da adilim, bilinçliyim, falanım, filanım. Ya inanmayın, kendimi kötülerken, iyi gösterme çabası bu. Yemezler işte! Ben yemem yani, kendimi o kadarcık tanıyorum; nerede gerçekten samimiyim, nerede değilim.

Ne hikmetse son yazılar bir kendine geçirme modunda bitiyor. Bu da yeni tarzım. Taraftar toplamak derdinden uzaklaştım, dert yanmıyorum size. Sanırım ondan. Dert yandığım zamanlar hep kendimi haklı buluyor ve öyle yazıyordum. Şimdi bir insana öyle gıcık olduğum için kendimi haklı bulamıyorum. Kendime kızıyorum tam tersine. Ne gerek var, diye.

Yine de gıcık oluyorum ya, verseler elime var ya!
Şöyle bir güzel saldırsam, yaka paça, kafa göz, ne gelirse...

Görsel: Ahmet Coka

13 yorum:

Adsız dedi ki...

aslı hanım merhaba
ben night writer
iki seyden bahsetmişiniz birine yogunlasmısınız
belirtmek istedim

alizafersapci dedi ki...

Hepimizin hayatında böyle gıcıklıklar ve rahatsızlık veren kişiler var. Ne yapalım ki ,
" kafa, göz, ne gelirse!" sonuçta bize dsha büyük zarar olarak geri dönüyor, değil mi! Sevgiyle...

Sibel dedi ki...

Dolunaya daha var Aslıcım ama sen ulumaya başlamışsın bile. Relax :))

Aslısın dedi ki...

geceleri biz uyurken yazan adam, evet kafa karışık, artık bir gün sizin yardımınızla çözeceğim bu sorunları.

alizafersapçı, evet ancak sözde kafa göz ne gelirse oluyor. yoksa nerdee bende o yürek:))

sibel, yeniaydan dolunayın gelişi belli olur desem, atasözü diye kabul görür mü astroloji dünyasında?

nesimi dedi ki...

okuyorum.

Aslısın dedi ki...

nesimi, kendimi yoklama alıyor gibi hissettim :)

nesimi dedi ki...

epeydir boşlamıştım yazılarınızı,bi yazınızı tutmamıştım pek.şimdi tekrar okumaya başladım ve daha farklı bir ses duyuyorum.

bad-ı saba dedi ki...

toplayayım mı Aslı bütün fakülteyi:))beraberce kafa göz dalalım:)

Aslısın dedi ki...

nesimi, o yazı hangisiyse; ben yazdığımiçin, çıkan ses de benden olduğu için şimdiden uyarayım sesim her türlü çıkabilir :) Neyse beğenmeyince okumazsınız, beğendikçe de okursunuz, özgürlük budur işte:)

bad-ı saba, tam o haldeyim, hadi al gel çocukları yapalım işte şunu, çok sinir bir şey ya, pişman olmayız sonunda:)

Betül dedi ki...

Özgüven, kızgınlık ,nefret...
Güzel insan sen de son zamanlarda farklı bir hava kokluyorum(bana göre güzel duygular neden mi bunlar bence tatmin duygusu yaşatıyor).
Bir de ikinci taş???

Aslısın dedi ki...

Betül'cüğüm, farklı kokuyu bilmem de nefret kötü kokuyor. İkinci taşı anlamadım ben.

Betül dedi ki...

Ölçüsünde herşey işe yaramaz mı?

İkici taş ikinci insanı ifade ediyor. Kim demiyorum ama ondan da bahsetsen yoğun duyguların tamam olur gibi geldi(naçizane bir fikir:))

Aslısın dedi ki...

yok ya nefret ancak enerji tüketir, içini kirletir. bende hep böyle oluyor yani. ikinci taşın adı batsın betüüll :)) evet belki deftere falan yazayım ona karşı duygularımı, çıkar bir yol elbet :) sağol.