27 Şub 2011

Zeytin'e...

Çok üşüdün değil mi?
Bizim gibi kapıyı açıp, kendini içeri atamıyorsun tabii. Girdiğin yerde, sıcak yüzüne vurunca; ellerin, ayakların yaşasın ısınacağız, diye bayram edemiyorlar. Bir fincan çay alıp, pencerenin önünde, dışarıda gezen arkadaşlarını da seyredemiyorsun. Sadece üşüyorsun ve sığınacak bir sıcaklık bulma peşindesin. 

Karnın doydu, sabah insaflı davranan kahvenin sahibi, süt ve ekmek verdi, sana. Ama bu soğuk belası yok mu? Araba da yok ki civarda, yeni durmuş bir tanesinin üzerinde ısınsan, azıcık. Onun için o çocuğun, kafasına tırmandın, kapüşonunun içine girmeye çalıştın, seni kucaklamak istemediğinde. Neresi olursa olsun, bir canlının sıcağına ihtiyacın vardı sadece ama o senden ürktü biraz, düşersin diye bir şey de yapamadı, kambur vaziyette, annesinin gözlerine baktı, yardım istedi. Oysa düşmezsin ki sen; istersen oradan rahatça dört ayağının üzerine atlarsın, hatta o rahatsız konumda durmazsın bile, o kadar üşümemiş olsan. 

Bir evin olsun ister miydin? Hiç arkadaşın olmadan o evde bütün gün, yediğin önünde, yemediğin arkanda, oturmak? İstemediğini biliyorum, seviyorsun sokaklarda serserilik etmeyi, arkadaşlarınla kah oyun oynayıp kah iki kuru ekmek parçası için kavga etmeyi. Sonra canın istediğinde, mahallenin yakışıklısıyla sevişiyorsun, bebeklerin oluyor, dilinle sevip, memelerinle besliyorsun onları. 

Yok bunlardan vazgeçip, sevişmeden, hamile kalmadan, bütün gün yiyip, içip semirmek istemezsin sen. Aslında keyfin yerinde ama şu soğuk belası canına okudu bugün işte. Böyle zamanlarda, keşke gençken zamanında beni sevip, okşayıp, eve götürmeye çalışan o küçüklerin kucağından atlamasaydım dediğin oluyor ama yok, eksik kalsın, böyle iyiyim diye vazgeçiyorsun hemen. 

Hem istediğin bir sıcak kucak şu anda. Fazlası değil. Özgürlüğünden vazgeçecek kadar da üşümedin ama değil mi? Yoksa üşüdün mü? Gelmek ister misin benimle? Tamam, sevişmene engel olmayacağım, bebeklerinin hepsini tutamayız ama iki tanesi, seninle kalabilir, ilk sene. 

Hayır mı? Ama sen de ne yardan ne serden vazgeçiyorsun, desem; evlenmeye çalışan kadın/adamlar gibi davranmış olurum, değil mi? 
Bana, "git kendine, seninle yaşamak isteyecek, sıcak bir yuva uğruna çocuklarından bile vazgeçecek bir tekir bul, sen benim için çok iyisin, ben seni hak etmiyorum" dersin, hatta!

Görsel: Ahmet Coka

13 yorum:

CEPAYNASI dedi ki...

herşeyin alternatif maliyeti var değil mi?

maskeli allâme dedi ki...

özgürlüğüm vazgelimezliğinin değişik ve güzel yorumu emeğine sağlık

Aslısın dedi ki...

cep aynası, evet son pişmanlık neye yarar? Her şeyin bedeli var, buraya kadar adlı şarkıyı hatırlattın bana.

maskeli allame, teşekkür ederim, hoşgelmişsin:)

EminE dedi ki...

ben yine temadan uzaklaşıcam hoşgörüne sığınarak..
yorum yok :)
bu yazının kahramanıyla aram çok kötüü.. :((
sevgiler sana Aslı :)

Aslısın dedi ki...

Emine, yapma ya:) ben de pek severim kendilerini, neyse sen uzak dur bari bu yazıdan, sinirlerini hoplatmayalım fazla:)

SarhoşKedi dedi ki...

kedi ruhundan anlamak (:

Betül dedi ki...

seninle her yere gelirim aslıcan:)özgürlüklere değmiyeceğini bilirim:)

Aslısın dedi ki...

Sarhos kedim, hep kedi olmak istedim

Betul, su soylediginin bana ne ifade ettigini bilsen...

Sade dedi ki...

Ben bazen vicdan azabi cekiyorum kizimi evde tutuyorum ozgurlugunu yasayamiyor diye.. Diger yandan da sokaktaki butun kedileri evime almak istiyorum usumesinler diye.. İkisinin ortasi yok di mi :(

Aslısın dedi ki...

Sade'm ortasi sartlar nedeniyle yok sanirim. Kizin da eminim hayatindan memnun, hem bakma sen Zeytin'e, o istemiyor ev kedisi olmayi. Onlarin da zevkleri ve tercihleri farkli insanlar gibi.

YaşamPINARIM... dedi ki...

Aslı, sana Emine'nin kedilerle olan dialoglarını anlatsam inan ki önce kahkahalara boğulur sonra da upuzun bi yazı çıkartırsın :)
bunları ben de çok sevmiyorum ama hani şu suratları basıklar var ya "burunsuz" diyorum onlara ben, burunsuz ve kibirliler =)) onlar pek bi cici =)
ama şu sıralar çok sesleri çıkmaya başladı, marttan olsa gerek, ses tellerini kesesim geliyo =)
sevgiler...

Judy Abbott dedi ki...

keşke seçme şansı olabilseydi gerçekten.

Aslısın dedi ki...

Yaşam Pınarım, valla merak ettim, neler yaşıyor acaba:)

Judy Abbot, belki de vardır, bilemeyiz ki.