7 Nis 2011

Eskilere baktım da...

İnsanlara bok atan modelimden tiksiniyorum. Eski yazılarıma baktım da ne fena geçirmişim bazen çevremdekilere. Kızdım kendime, utandım hatta. 

Sevgi böceği oluyorum ama orada kalamıyorum. Kabul de; "millete söylenirken, azıcık da kendine bak be yavrum" diye o yazılarıma yorum yapasım geldi. Sağolsun okuyucular beni destekleyen yorumlar yapmışlar, o an bu çok iyi geliyordu ama onları da suçuma alet etmekten ötürü utandım be. Gerçekten.

Haa, yine kızarım yine yazarım, kendime söz geçiremem. Ancak son zamanlarda, kendime de yazı içinde kızmaya özen gösteriyorum ki; şartlar adil olsun. Adaleti önemsiyorum. Her zaman uygulanmıyor ve aslında adalet yok gibi geliyor ama seviyorum işte. Adil olmak istiyorum, yargısız infaz yapmadan yutkunmak, olaya başka bir yönden de bakabilmek için kendimi kasıyorum. Aferin.

Kendime kızdığımda da çok sert girişiyorum. Kitap okumuştum ve günahsız kelimeler seçeceğim diye söz vermiştim ya, işte o zamandan beri daha dikkatli olma çabasındayım. İtiraf edeyim, kendime karşı birazcık oldum gibi ama bazı belalılarım var ki; özellikle iş ortamında, onlara karşı pek de kibar kelimeler seçtiğim söylenemez. Neticede, daha gidecek çok yol, tutulacak çok söz var.

İnsan, sevgi duyduğunda daha mutlu olduğunu bile bile nasıl yenik düşüyor nefrete ve kine? Kin tutmam derdim, o güzel özelliğimi de kaybettiğimi fark ediyorum yaşlandıkça. Valla tutuyorum, intikam peşine düşmedim, düşmem gibi de geliyor ama içimde kini saklıyorum ve gereksiz yere yük taşıyorum.  

Ne gerek var diyorum ama içime laf dinletemiyorum işte. Ağlama duvarım, canım blogum, güzel okuyucular, şu anda ne anlatmak istediğimi anlamaya çalışmayın zira yine her telden çalıyorum. Yazmaya başladım, gidiyor işte. En çok bu yazmaları seviyorum. 
Yok, yalan söyledim. En çok bana birden geliveren bir fikir üzerine daha planlı yazdığım hallerimi seviyorum. Daha anlamlı geliyorlar. Dedim ya şu an ağlama duvarındasınız, plansız, geldiği gibi akan gözyaşlarını izliyorsunuz. 
Yok, ağlamıyorum. Hüzünlü de değilim, yine yalan söyledim.

Ahah, hayat valla güzel!

Görsel: Pek güzel şeyler

15 yorum:

Ayla dedi ki...

Bazen bende bu ruh haline giriveriyorum. Kimseye çakmadan tek derdim kendim ve sevdiklerim olacak ,o şekilde yola devam edeceğim diye telkinlerde bulunuyorum ama bazen yoldan saptığım oluyor.Gerçekten mücadele ediyorum özellikle işyerinde baksana diyorum eşime ben iyi insan olmaya gayret ederken onların yaptığına bak haketmiyorlar mı diye taraf bulmaya çalışıyorum:)Aslında öyle tiplere verilecek en büyük ceza yok saymak.Becereğim az kaldı:)

Syrakusa dedi ki...

Sesli düşünen Aslı :) kendiyle konuşan, empati yapan, deliren, gülen ağlayan gene bizim aslı.
O ''bizim'' Aslı.

Aslısın dedi ki...

Ayla, iş yeri ve ilişkileri, sabah yine dellendim, gerçekten şu an okkalı küfürlerim var içimde:)

Syrakusa, o da can diyorsun:))

EminE dedi ki...

üzerinden zaman geçip bir yabancı gibi okuduğunda yazılarına yorum yapma fikri harika, eğer öyle bir şey yaparsan okumak isterim haber verirsen Aslıcım :)
günahsız kelimelere dikkat bence güzeldi, ama arada da olmayacak diye birşey yok değil mi ama?
inişler, çıkışlar bizim için arkadaşım, vallahi dediğin gibi hayat güzel..
sevgileeeeeer :)

efe ile hayat dedi ki...

yazın kadar seçtiğin resimde çok güzelmiş

Aslısın dedi ki...

Emine, tamam delirmenin eşiğine geldiğimde haber vereceğim:)) haha adsız diye yorum yaparım bir de daha helecanlı olur:)

efe ile hayat, çok teşekkür ederim, hoşgeldin.

Sibel dedi ki...

sana bi hikaye böcüğüm. hep ikinci paragraftaki gibi olsak işte ama herzaman beceremiyoruz, değil mi?

"Çok uzaklarda bir yerlerde, içinde bin aynanın olduğu bir oda olan bir tapınak varmış. Bir gün, nasıl olmuşsa, bir köpek tapınakta kaybolmuş ve bu odaya gelmiş. Kendinden bin tane birden görünce düşmanı zannettiği görüntülere karşı havlamaya başlamış. Bu havlamalar ve diş göstermeler kendisine bin katı geri dönüyormuş. Köpek daha da saldırganlaşmış. Gittikçe kontrolden çıkmış ve sonunda, öfkeden oracıkta ölüvermiş.

Bir süre sonra başka bir köpek daha tapınakta kaybolmuş ve aynı aynalı odaya gelmiş. Bu köpek de diğeri gibi etrafının bin tane köpekle çevrili olduğunu sanmış. Sevinç içinde onlara doğru kuyruğunu sallamış ve bu ona bin adet neşeli kuyruk sallaması olarak geri dönmüş. Köpek mutlu ve cesur bir şekilde tapınaktan çıkış yolunu bulmuş."

CEPAYNASI dedi ki...

sürekli sevgi böcüğü halimiz de sıkıcı olurdu bence:P

Aslısın dedi ki...

Sibel'im, işte yorumculara yaptığımın hikayesi:)

Cep aynası, bu da güzel mazeretimiz, hihi evet:)

Euphoric dedi ki...

Bazen biri hakkında kötü düşünüp çok fena günahını aldığımı gördüğüm zamanlar oldu. Her seferinde dedim ki hep bu son! bi daha bilmeden etmeden yanlış düşünmeyeceksin!
Ama bir yazarımızın da dediği gibi: "Neticede, daha gidecek çok yol, tutulacak çok söz var "
:)

[Çok özlemişim blogu okumayı çoooookk]

Bilge dedi ki...

Madem ki tüm varlığın merkezinde ben varım, madem ki ben olmadıktan sonra parya kıvamındaki varlığın bir anlmı yok... Eh kızmaya da, söylenmeye de, bok atmaya da, laf sokmaya da kesinkes hakkım var. ;))

Aydedeye havlayan dedi ki...

hahaha hayat güzel tabii ya, güzel olmaz mı?! şerefe! :)

Aslısın dedi ki...

Euphoric, ;)))) ben de seni

Bilge, eh eyvallah o zaman ;)

Aydedeye havlayan nazdrovya hatta!

Nursel Dokuzlar dedi ki...

Alakası yok ama yarın Akustik Versiyon'da bir sürprizin var Aslıcım :)

beni güney kore'ye uçur dedi ki...

Aslı ağlamasın ama, yazsın, karalasın blogda, ağlamasın.