16 Eki 2011

Kapılar açılmak için

Şu bize öğrettikleri ve bizim kendi başımıza öğrendiğimiz bütün kalıplarımız var ya, işte onları uçan tekmeyle yıkmak istiyorum. Sosyal hayata uyum sağlayalım diye dayatılan, bizi biz olmaktan çıkarmak için var olan, herkesin gözünde, iyi, temiz, tatlı, adı her neyse; olmak için sahip çıktığımız tüm o inançlarımızı yakmak istiyorum.

Ben değiştikçe; değişebilen kurallar istiyorum. Hepsini de ben koyduğuma göre, kendi kurallarımla meydan savaşına girmek istiyorum. Bazılarıyla girdim ve kazanan hep ben oldum. Çünkü "ben" için yaşıyorum. Başkalarına zarar vermediğim sürece beni özgürleşmekten alıkoyan her türlü inancımı da tükürüp atabiliyorum.

Bazıları öyle derine sinmişler ki; kendimle çelişiyorum, mücadele ediyorum. Kendini suçlamak yerine, istiyorum ve yaşıyorum diyebilmek; cesaret işi. Gerçekten öyle.

Hak ettiğini yaşar insan. Güzel bir duyguyu, sana bahşedilen bir sürprizi yaşamaktan alıkoyacaksan kendini, durma fazla buralarda, git camdan atla. Zaten yaşamıyorsun ki? Yaşamana izin vermiyorsun. Çok güzel bir yemeği, canın yemek isterken yememek, direnmek, seni iradeli mi yapıyor? Hadi canım, sadece korkak yapıyor, emin ol bundan.

Değerlerinin olmamasından bahsetmiyorum ama bazen değerler yer değiştirebilir, yerlerine yenisi gelebilir. Sen değiştikçe önceliklerin, vazgeçilmezlerin de değişir. Buna rağmen onları aynı yerde tutmaya çalışmak ve buna göre yaşamak da kalın kafalılıktır, emin ol bundan.

Kalıp, kural, yasak, baskı hepsi seni kafeste tutmak için. Kafesin kapısını açıp açmamak elinde olsun, açmamayı tercih et, bunu da anlarım. 

Ama sorgulamadan kabul ettiğin kapıları şöyle bir ittiriver, azıcık yüklen, bakalım ne kadar gerekliler ya da kuvvetliler?

Şarkısı: K.d. Lang - Constant Craving

17 yorum:

Azze dedi ki...

döner tekmeye hazırlandığında orada olmak istiyorum. aduket yapacağım tekmenle beraber!

Karōshi dedi ki...

Bu yazıyı da ben çok tuttum. İçimi parçalayarak bağırasım var bu akşam.. tutmayayım kendimi madem.. sevgiler Aslı

OnlyVY dedi ki...

Asla,Asla dememek lazımmış. Bugun hayır dedigimiz şey yarın daha makul gelebiliyor. Bunu yaptiğimiz da kötü, yapmadigimiz da iyi yapmiyor. Yapmayı istedigin andan itibaren zaten aslında o " yasak" delinmiş olmuyor mu ? ben o yasağı yerim afiyetle :)

Emine dedi ki...

süper, tek geçiyorum bu yazını Aslı..
döner tekme sempatik durmuş :)

Ahmet Coka dedi ki...

savunduğum, kulağa kötü gelen bazı şeylere de hakkını vermek. mesela aslında döneklik kötü birşey değildir, döneklik değişimdir... ama dün böyle demiyordun diye bir sürü arkadaşımızı suçlamışızdır... hatta eşler 10 sene söylenen şeyler üzerinden birbirlerini değişmekle itham ederler. kurallarını, hayatını, fikirlerini değiştirmek kötü değildir. doğru olan, suçlamak yerine konuşmaktır. konuşmak zaman kazandırır ve çabuk iyileştirir...
eline sağlık aslı...

Sokak Kedisi dedi ki...

Son demlerde içinde büyüttüğün bu heyecana hayranım, hiç eksilmesin, seni hep çoğaltsın Aslım. Ben ise bugünlerde sıklıkla teslim olmuş hissediyorum kendimi, kendime...

Koy tekmeyi gitsin, pek sevdim :)

Aslısın dedi ki...

azze, en az benim kadar vahşisin bebeyim:)

karoshi hiiç tutma, ne gerekiyorsa:)

only'm, çok tatlısın ve haklısın:)

eminemm, sempatiğim vahşi olduğum kadar canım benim:)

ahmet, işte tam da demek istediğim bu, döneklik değil, değişmek, bunu kabullenmek, büyümek.

sokağımın kedisi, teslim olma, teslim oluyorum deme bile, biraz gayret, bu nasılsa geçecek, istemesen de.

vişnap dedi ki...

yazdım demin yorumumda ne vardı da yok oldun gittin yerine ulaşmadın hıııı böyle benim tepemi attırıyorsun .Aslımsın yazıp yollayıp yerine ulaştıramadığım yorumumla kavga ettim ilk başın :(( Canım seviyorum yazılarını ve doğrularım benim de yazdıkların hah işte benim gibi düşünüyor diyorum ondan burdayım görsellerini çalasım geliyor bayılıyorum onlarada öpüyor tombul krakerin seni :)

Aslısın dedi ki...

krakerim, canım tatlım, al sen istediğin her şeyi, ben de ahmet'ten alıyorum. Adresi:cokabook.blogspot.com ona bir link verirsin görsel buradan diye, bir şey demez o bize ya da derse ağlarız, affeder:)

Tibetin annesi dedi ki...

al benden de o kadar!!!

Aslısın dedi ki...

sibel, katıl haydi:)

Must. dedi ki...

Aslında pazartesi sendromu diye bir şey de yok. Başkalarının uydurması. (:

Aslısın dedi ki...

Must, pazartesi sendromu zorunluluklardan değil mi? Pazartesi günü isteyerek gideceği bir işi olanın yoktur herhalde sendromu falan:)

beenmaya dedi ki...

kapılar kapanmak içindir, isteyen çıkıp gitsin diye...

kimin olduğunu hatırlamadığım, emin özdamar'ın olabileceğine ihtimal verdiğim bir cümledir bu ve de çok severim. çünkü o kapılardan hep başkalarını, başkaların ait duyguları, düşünceleri, hisleri geçiririz de kolayca kendimizi, ne istediğimizi hep kapıların ardında bırakırız diye düşünmekteyim. bir kez de biz o kapıların ardında bize uymayanı bırakıp da çekip gitsek ya...

ozgurtamsen dedi ki...

Herşey değişir, herkes değişir. Durağan, hep aynı olmak ne sıkıcı olurdu. Kendine birşeyler katmadan, yenilenmeden, ve alakasız insanlara aşık olmadan, ve sevdiğin yemekten bi beş yıl sonra nefret etmeden den, den, den...Kapının kulbuna yetişebiliyorsa elimiz kırıpta geçebiliriz, açıpta geçebiliriz. Yargılayacak olanla da işimiz olmaz. Yollar sonsuz herkes yoluna. Heyyttt! Ay Aslı benimde bi zorum varmış bu kapılarla ama haberim yokmuş. Sayende döktüm eteğimde ki taşları. Sevgiyle kal.

Aslısın dedi ki...

beenmaya, gidelim, tutmuyor aslında bizi, kendimizden başka hiç kimse.

cemre dedi ki...

kalıplar, klişeler, kurallar, yasaklar vs...
koy kıçına tekmeyi gitsin :)
beni altın, gümüş farketmez kimse kafese koyamaz, koyduğunu sananlarada nanik!!