18 Oca 2009

Hırs Ne kadar İşe Yarar?

"Nothing truly valuable arises from ambition or from a mere sense of duty; it stems rather from love and devotion towards men and towards objective things."
-Albert Einstein-

Çok hırslı insanlar toplumda övülür ve hep başarıya ulaştıkları düşünülür. Ama hırslı insanlar bana; kendilerini durmadan yıpratan, hiçbir zaman doymayan, başarı için her yol mübah diyecek kadar ilkelerinden uzaklaşabilen insanlar gibi gelirler.

Hırs, görev bilinci, zorunluluk hissi, insanda iş yaparken zevk almayı imkansız kılan şeyler değil midir? Bir işin sadece sonucuna odaklanmak, işi yaparken ne yaptığını unutacak kadar o andan uzaklaştırır ve işi yaparken keyif almak yerine sadece kendi belirlediği hedefe ulaştığında keyif almasına sebep olur. Bu keyif de bir anlıktır ve etkisi çabuk geçer.

Eskiden "sorumluluk sahibi, hırslı, sonuç odaklı" gibi kavramlar çok fazla prim yaparken, şimdilerde insanlar başka şeylere odaklanır oldular neyse ki.
"İşten keyif almak, yaptığı şeyde bir anlam bulmak" gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Bu kavramlar aslında hep vardı da hızla sonuca ulaşmak ve kısa yoldan büyük başarılar elde etmek insanı doyurmaz hale geldi.

Gerçekten de tamamen sorumluluğumuz olduğu için yaptığımız bir işle, gönlümüzü vererek ve yaparken zevk alarak, tatmin olarak yaptığımız bir işi kıyaslayın. İkincisinde sonuç kesinlikle daha tatmin edici olur çünkü orada kalbimiz devreye girer. Kalp devreye girdiğinde o yaptığımız, iş olmaktan çıkar ve "çocuğumuz" olur.
Bebek sahibi olanlar, "geceleri normalde bu kadar uykusuz kalsam işe gelemem ama şimdi Allah güç veriyor herhalde, dayanabiliyorum," derler.
Bu güç bence sevgidir, sahiplenmektir.

Yaptığımız işi de bu duygularla yaptığımızda, sadece kendimizde değil çevremizde de farklı ve olumlu bir etki yaratacağımızı düşünüyorum.


Foto: itusozluk.com



6 yorum:

Adsız dedi ki...

Uzun süre sonra okumanın ve yorum yapmanın heyecanı içindeyim. Blog sahibinin bizi boşlaması ile biz iyice bırakmıştık doğal olarak. Ne demişler imam osurursa cemaat kimbilir ne yapar..Olmadı değil mi? Sitenin lümpen, aristokrat yeni havasına hiç uymadı.. Yeri gelmişken blog sahibi okuyucu çekmek için olsa gerek siteyi şenlendirmiş, resim falan koymuş görmeyeli, hatta ecnebilere açılmış, ingilizce yorum yapıyor, havan batsın blog sahibi. Ben garibanda bu gün arkadaşımın gönderdiği çeviriciye cümleyi koydum bakalım ne çıkacak diye. Elin gavur icadı ne anlar Türkçeden iyice salak etti beni. Gelen çeviriyi kopyalıyorum. Türkçeye çevirmek için ayrı bir program gerekiyor.

"Hiçbir şey gerçekten değerli hırsını veya görev sadece mantıklı gelen herhangi bir anlaşmazlık durumunda, daha çok sevgi ve erkeklere yönelik özveri ve doğru objektif şeyler kaynaklanıyor" Hadi anladım de hadi..

Neyse biz gavurca bölümünü geçelim, gerçek görevimizi ifa ederek karşı çıkalım blog sahibine, her şeye kafa sallarsak kovar bizi, size ihtiyacım yok ben her şeyi biliyorum diye.

Liderlik tiplerini öğrenmiştik hani, birbirine üstünlüğü olmayan ve gerektiği zaman doğrusunun kullanılmasının sayısız faydaları vardı. Hırs da bu tür bir şeydir. Gerektiğinde olması gereken. Bir çok işimizi çözebilir. Burada önemli olan iki nokta var. kullanıcı açısından baktığımızda bunun her zaman kullanılması kişiye ve etrafına zarar verir. Dozunda ve gerektiğinde. Diğer nokta biz gözlemleyenlerin değerlendirmesi önemli. Küçük parçalardan büyük resim hakkında yorum yapmayı çok severiz. Ya hırslı berbat diye nitelendirdiğimiz kişi bunu o an için, o durum için kullanıyorsa yaptığımız değerlendirme doğru mudur? Ayırımı doğru yapmak gerekir.

Blog sahibinin demode oldu ne güzel diye sevindiği kavramlar aslında hiç bir yere gitmedi. Özellikle krizin hızla bizi teğet geçtiği dönemde tavan yapacaktır bu değerler. Gerçi normal zamanlarda da özellikle iş hayatında el üstünde tutulan değerlerdir bunlar. İşten keyif almaksa bu aşamalar tamamlandıktan sonra devreye giriyor ancak. Bu aşama içinse bir 10 yıl çırak ve kalfa olarak çabalayıp kendini gerçekleştirince keyif kavramı ortaya çıkıyor. Öncesinde ben işten keyif almayı tercih ederim cümlelerinin aslı ben bir şeyleri yok ederek çalışmaktan zevk alırım, birilerinin üstüne basarak başarmaya çalışırım (en kötüsü) başkasının hatası benim değerimi gösterir ve ben bunlardan keyif alırım düşüncesinin yüceltilmiş halidir. Psikolojideki vahşet düşkünü adamın kasap/doktor olması gibi..Ne zamana kadar mı? Bazısı ölene kadar devam eder ve mutlu olduğunu zanneder. Ancak toplumsal değerlere göre başarmıştır, çünkü bir yerlere gelmiştir. Baştan bu değerlere sahip olmayan ya bir yerlerde takılır, takılmasa bile insan olduğu için indirmesini becerirler. En büyük hata ise bu noktaya gelip evet artık güzel değerler geçerli, eski kötü kaka değerler gitti demektir blog sahibi. En zayıf anındır bu olgunlaşma devresinde. Bırak bu işleri sen de hırsına yenik düş demiyorum. Dünya senin gibilerle güzelleşecek. Ancak fildişi kulenden çık etrafa bak. Tedbirli ol.

Bu kadar karşı çıkmak yeter herhalde bu gece için

Paranoyak Aynacı

Aslı'dır dedi ki...

Ben sana katılmıyorum yorumcum.
Hırs, kriz anında kullanılır gibi bir yaklaşım sezdim.
Benim bahsettiğim işi sevgi ve yürekten yapmakla sadece hırs ve görev için yapmak arasındaki fark.
Seni besleyen şeyin ne olduğundan bahsediyorum. Hırslı olmayan liderler diğer liderlik stilini kullanamazlar dememiz sanırım büyük bir hata olur.
Bir kişi 6 stili de kullanır ama onu besleyen değerleri ve işine duyduğu sevgi-saygı iken diğerini besleyen sadece hırs ve başarma isteğidir.
Bu bence işi yapış tarzına yansır. Başarılı olur belki ikisi de ama işi yapışları ve başarılı olurken yolda karşılarına çıkanların veya yanında yürüyenlerin yaşadıkları deneyimler çok farklı olur.

Kenan Şimşek dedi ki...

Peki ne yapmalıyız sizce?

Aslısın dedi ki...

Kenan S. Son paragrafta ne yapmaliyizi soylemisim aslinda. Sevdigimiz, yapmaktan zevk alip, anlam bulacagimiz isleri yapmali ya sa taptigimiz iste anlami aramaliyiz. Hirs yerine tutku, anahtar olabilir

Kenan Şimşek dedi ki...

Peki teşekkürler..

Aslısın dedi ki...

Rica ederim, soylemesi kolay nasilsa:)