6 Tem 2009

Anlamlıysan Varsın!

Psikiyatrist Victor E. Frankl'in "İnsanın Anlam Arayışı" adlı kitabını okudum. Frankl, varoluşçuluğun temsilcilerinden ve Logoterapi adını verdiği bir terapi yöntemi geliştirmiş.

Kitabında, toplama kampından kurtulacak kadar şanslı olduğu için orada yaşananları, kendi bakış açısını ve teorisini buraya uyarlayarak, insanın yaşamak için bir anlam bulmasının önemini anlatıyor.

Kitabı okurken bir çok not aldım ve yazdıklarının hemen hepsine canı gönülden katıldım, diyebilirim.

Logoterapi temelde, hasta bir insanın bile ayarlanması gereken bir makine değil, kendi kendini iyileştirme gücü olan bir varlık olduğu görüşünü benimsiyor. Ayrıca psikanalize göre daha az geçmişe yönelik ve daha az içe dönük bir yöntem.

Mesela kendisine Psikanaliz ile Logoterapi arasındaki en temel fark nedir diye sorulduğunda; söylediği şu söz ile ne demek istediğini çok iyi açıklıyor: "Psikanaliz sırasında hastanın divana uzanıp bazen söylenmesi hiç hoş olmayan şeyleri anlatması gerekir. Logoterapide ise hasta dik oturabilir ama bazen duyulması hiç hoş olmayan şeyleri duyması gerekir."

Toplama kampında bile olsanız başınıza ne gelirse gelsin olaylara nasıl bir anlam yüklediğiniz, nasıl davranacağınızı, yaşamak için nasıl mücadele vereceğinizi, ölüme giderken bile nasıl bir duyguyla gideceğinizi belirliyor.

Frankl, insanın yaşadığı sürece; anlam arayışının temel bir güdü olduğuna inanıyor.

Hatta acının psikolojisini de bu şekilde tanımlıyor. Acı çekerken bile ona yüklediğimiz anlam, acıyı nasıl karşıladığımızı etkiler, diyor.

Burada aklıma doğum yaptığım gün geldi. Canım çok tatlıdır ve acı eşiğim de bir hayli düşüktür. Buna rağmen hiçbir zaman sezaryeni bir seçenek olarak görmedim. Doğum benim için mutlaka yaşamak istediğim kutsal bir andı. Bu nedenle bir bütün gün sancı çektiğim ve gerçekten çok zor bir doğum yaptığım halde bir an bile geri adım atmayı düşünmedim.

Orada çektiğim acının benim için anlamı; hep merak ettiğim ve mutlaka yaşamam gerektiğine inandığım o duyguyu tadabilmekti.

Sonrasında menisküs ameliyatı olurken üç gün önceden yaşadığım stresi anlatmam ise gerçekten imkansız. Çünkü o ameliyat benim için sadece bir zorunluluktu ve acı çekecek olmanın bir anlamı yoktu. İyileşecek olmak dahi yeterince anlamlı gelmemişti bana.

Acı çekmenin bile bir anlamı olması gerekiyorsa, varoluş amacımızı kaybettiğimizde neler olabileceğini bir düşünün.

Her şey anlamsız geldiğinde; kendi hayatına son vermeye kadar gidebilecek bir karanlığa düşer insan.

Bu yüzden de sevdiklerimize sadece var olarak bile bizim için ne kadar anlamlı olduklarını hissettirelim ve her yaptığımız şeyde bir anlam aramaktan hiç vazgeçmeyelim!



Foto: lightwords.typepad.com





8 yorum:

NeSTaL dedi ki...

Merhaba. Kaldığım yerden yorumlarıma başlıyorum. :) Çok güzel anlatmışsın. Bu kitapta ilgimi çekti. Benim türüm ne de olsa. Ayrıca kendinden verdiğin örnekte çok isabetli ve de çok çok anlamlı olmuş. :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Aaa guzel, okumak isterim..Ne sadece anlatmak, ne sadece duymak caredir ya bazen...psikanalizin logoterapiyle bileskesi guzel kokteyl olabilir :)

malumafatrus dedi ki...

South park'ın bir bölümünde şöyle bir konuşma geçer; "hayatı seviyorum. evet , üzgünüm ; fakat aynı zamanda beni böyle üzgün hissettirebilecek bir şey yaşadığım için mutluyum. Bu "yaşadığımı" hissettiriyor." Kabul etmek lazım ki acı ( makul düzeyde) hayatı anlamlı kılıyor. Bence depresyon da daha çok duygusal ama maddesel kifayetsizlik, amaçsızlıktan doğan birşey. O yüzden bize bolca, umut, hedef, olmadı hayal lazım.

Aslı dedi ki...

Nestal: Hoşgeldin yahu, tam kaçak oldun ama seni gördüğüme çok sevindim.

Eliza:Bence okuyabilirsin, tavsiye ederim. Kokteyl süper :)

Malumatfarus:Evet işte tam da bu. Umut ve hayal olmadığında aslında yokuz.

absalom dedi ki...

bu konularla hafiften haşır neşir olmuşbi insan evladı olaraktan logoterapiyi duymamıştım daha önce.

demekki çok hafif haşır neşir olmuşum :)) kınadım kendimi.

derhal bakılacak öğrenilecek eksik kalınmayacak :)


herşey bir anlam aramak...
bu konu tartışmaya açık aslı...
ben herşeye bir anlam aramamak gerektiğini düşünürüm.

Aslı dedi ki...

Absalom, eksik kalma tabii aaa :)
Tartışmaya açıkl kabul ama mesela sana çok gereksiz gelen bir işi zorla yapmak zorunda kaldığını ya da inanmadığın bir konu için emek harcamak zorunda olduğunu düşün, ne yaparsın?
Hadi tartışalım :)))

absalom dedi ki...

:))

genelde mecburen bişi yapmam.
ama bazen yapmak zorunda kalırsın evet.

o zaman eşek gibi yaparım aslı :))
napıyım.

ama yaptığım işte anlam aramam.
genelde de anlamsız olur zaten eheheh.

herşeyin bi manası yoktur fikrimce.
hatta çoğu şeyin yoktur.

hayat basit bişidir...onu karmaşıklaştıran biz insanoğluyuz.
herşeye bi anlam yüklemeye çalışırız...yükleyemeyiz...takılır kalırız...manası olmalı manası olmalı deriz zorlarız kendimizi...

halbuki yoktur :))


bak sabah sabah neler yazdım ay çok ciddi gördüm kendimi :)
gece rüyamda niçe abiyi gördüm ondan heralde.

:)


geçtim mi?

Aslı dedi ki...

Puahahahah :) Alem bir insansın yahu!
Geçtim mi ne ya? Geçmez olur musun, aşk olsun :)

Hayatı karmaşık hale getirdiğimize kesinlikle katılıyorum. Ama belki de hayatı basit, zorlamadan yaşamak bir anlam olabilir :)
İnatçılık yapıyorum, kabul.