10 Eki 2010

Ortalama insan (ben) psikolojisi


Bu akşam, gittiğimiz yerde, kendimi buralardan uzaklarda, yabancı bir ülkede, küçük bir kasabanın tek barındaymışım gibi hayal ettim. Her akşam, aynı kişilerin geldiği, bardakların ve tabakların 30 senedir değişmediği, garsonun, sahibinin hep aynı gülümsemeyle ya da asık suratla beni karşıladığı bir yerde. İçeri, müdavimlerin dışında biri girerse, herkesin birden gözünü kaçırmadan "kim bu?" bakışlarıyla uzun uzun gelene baktığı, yabancının içeri girdiğine pişman olduğu, bir mekanda.
Mönü yıllardır aynı ama oradaki her yemeğin tadına öyle alışığım ki; birisi farklı bir baharat koysa, yemeği geri gönderebilirim. Herkesin bir yeri var ve kimse kimsenin yerine oturmayı aklından bile geçirmiyor.

İşte aslında ben buyum ya! Bırak beni oraya, doğarım, öğrenirim ve ölürüm. Hiç yeni bir mekan varmış, hadi oraya da gidelim diyen, ben olmam. Birileri söyler, ben gitmem, ta ki o mekan artık ününü kaybeder, belki bir bakmaya giderim. İhtiyaç duymam o yeni yeri görmeye, yeni tada bakmaya. Kaçırdığım yeni tatları, tanıyabileceğim farklı garsonları da dert etmem. Olduğu kadarıyla yeter bana hayatımda tanıdıklarım, tadına baktıklarım.

Herkes birbirinden farklı; kimisi hep yeni şeyler keşfederek var olur, bu hayatta. Ben ise; sadece yaşadığım hayat bunu gerektiriyor diye, yeniliklere ayak uydururum. Zorunda olmadıkça; çok fazla değişikliği de sevmem. Her zaman gittiğim yer, hep tanıdığım insanlarla mutlu mesut yaşarım. Bu iyisi ve doğrusu demiyorum ama her insan bir hamurla dünyaya gelir, buna inanırım. Benim hamurum bu, ne veriliyorsa onu alırım, yeter bana, fazlasını istemem. Benden daha çok bilen, daha çok deneyen insanlar hep olur, olsunlar da. Onlara özenmem, ne verirsen onunla yetinir, kendimce huzuru bulduğum sürece ölene kadar aynı şartlarda yaşayabilirim. Yeni şeyleri zamanla sevdiğim de olur, tanıdığım yeni insanları sevdiğim ve "iyi ki tanıdım seni" dediğim de. Ama bütün bu yenilikler olmazsa; eksikliğini yaşamam. Diğerlerinden ayrıldığım yer, yeni ya da daha iyisinin arayışında olmamam. Olduğu kadarıyla yaşamaya alışmam ve etrafa bakınmadan öylece yaşayıp, gitmeye meyilli olmam.

Gidip, küçük bir yerde, çok daha eski bir zamanda yaşamalıyım hakikaten. İstanbul ve bu devir benim neyime? Herkes hep daha fazlasını başarmak, daha fazlasını kazanmak, en iyiyi ilk keşfeden olmak, herkesten daha çok şey bilmek istiyor, buralarda. Zaman bunu gerektiriyor, okullar bunu öğretiyor.
Ben yabancı kalıyorum, ayak uydurmaya çalıştıkça tökezliyorum. Kendime kızıyorum, kendimden şüphe ediyorum. Oysa, ben böyleyim, ne var bunda?
Elimdekilerle mutlu olduğum sürece, daha zengin, daha başarılı, daha daha daha olmam gerekmiyor ki!

Görsel: Ahmet Coka

20 yorum:

alizafersapci dedi ki...

İlginç, herkesten izler içeren bir paylaşım . Teşekkürler.

Adsız dedi ki...

ne güzel yazmışsın,sen böyle güzelsin,iyi ki böylesin

ist

Aslı dedi ki...

alizafersapçı, teşekkür ederim.

istanbul, ben de seni seviyorum, olduğun gibi...

Onur dedi ki...

Yazının başları için, çok film izliyorsun. :) "Hey yabancı! Kasabamızda sizin gibilere yer yok!"

Devamı ve geneli için, ben de senden pek farklı değilim, alışkanlıklarımdan kolay kolay vazgeçmiyorum ve elimdeki ne ise onunla yaşamayı seviyorum. Arada delirip herşeyi bırakıp gitme isteği de olmuyor değil hani. :)

Herkese söylemişimdir, bu zaman dilimine ait hissetmediğimi. Ya ortaçağ Anadolu'sunda bir Mevlevi/Bektaşi olmalıydım ya da ortaçağ Avrupa'sında bir şovalye. :)

Uzun yorumun kısası, ellerine, yüreğine sağlık Aslı'cım. :)

CEPAYNASI dedi ki...

ben de benzerim...
iyi bir şey mi bu bilmem?
bildiğim;iç huzuru ve mutluluğu yakalama şansının o anlattığın yarışır gibi yaşayanlardan çok fazla olduğu:)

Aslı dedi ki...

Onur, ne yapayım, filmlerdeki o kasabaya gittim ruhen :)) Sen gerçekten de söylediğin iki farklı karakteri de barındırıyorsun ruhunda. Güzel bir karışımsın, sana da sağlık!

Cep aynası, iyi mi ben de bilmiyorum. Tek bildiğim iç huzuru için bu dediklerim ve kendinden emin olmak, şüpheye düşmemek, şart. Ben bazen beceremeyip, iç huzurumdan oluyorum.

Adsız dedi ki...

Çok güzel yazılar, okuyunca kendimi kitap aralarında kaybolmuş gibi hissettim..

site tavsiyesi www.hepimizaileyiz.com

mEta dedi ki...

Hepimizin hayatı monoton aslında değilse bile sürekli öyle hissediyoruz garip

Aslı dedi ki...

Adsız, teşekkür ederim, ziyaret edeceğim.

mEta, hem monotonluğun ne zararı var? Ne yapsan da öyle hissediyorsak, yaşayalım gitsin işte.

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

İngileterede ale birası içiyorsun gibi geldi bana. Doğa içinde bundan iki yüz yıl önce o bardasın. Bu benim de hayalim. Bu devride burada olmamak. Bankacılar böylemidir hep yahu?

Aslı dedi ki...

syrakusa, bankacılar bağlantısını araştıralım, hatta bence bir süre bankacılık yapmak yerine bunu yapalım, nassıl?

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

çok iyi fikir :) sherlock holmes şapkası takıp pipo da içmeliyiz :)

Sibel dedi ki...

hepimizin hamuru farklı da bazen o hamuru daha lezzetli olacak şekilde yoğurmak gerekiyor sanki. buna uğraşıyorum ne zamandır: "ben böyleyim, napıyım yani" dediğim bazı yanlarımı törpülemeye, bazılarını sivriltmeye.bakalım olur mu?
"ne veriliyorsa onu alırım"a takıldım o yüzden. belki de kimse vermeden istemeyi öğrenmektir bu işin ilacı.. kimbilir?!

Fery... dedi ki...

benliğin ve yaşadığın zaman ve sosyal çevrede kabul görmek adına yapmak durumunda kaldıkların... hayat bu gel git işte.

dunyada bir balık dedi ki...

"kendimce huzuru bulduğum sürece ölene kadar aynı şartlarda yaşayabilirim."

E süpersin Aslı o zaman ;)

Keyfe Keder dedi ki...

yazdıkların ortalama insan modeliyse, ben de olayım, sende hep böyle kal :) harika bir yazı olmuş zevkle okudum :))

Aslı dedi ki...

Sibel, satürn canıma okurken, öğrenmeyeceğim diye debeleniyor muyum acaba gibi bir şey getirdin aklıma. Eğer öyle yapıyorsam söke söke öğretecek, biliyorum.

Fery, ne acı ki evet, bu.

balık, sıkıcı da olabilirim ama napiyim, böyleyim:)

keyfe keder, çok teşekkür ederim, mutlu ettin beni. Hep beraber ortalarda gezelim o halde.

KabaKulak dedi ki...

sınırlarınızı zorlayın demiş biri ama kimdi niye dedi onu hatırlamıyorum. Ha googlda aratıp bulmak da vardı da. Sen olayı zaten hamura filan bağlamışın.ç O yüzden bilmişlik yapmaya gerek yok diye düşündüm.

Aslı dedi ki...

kabakulak, herkes diyor onu aslında benim bunu yazma nedenim de sınır zorlama pompasına karşı hissettiklerim. Her yerde her zaman bunu salık veriyorlar bize ama deseler ya, huzurla oturun durun, üreteceğinizi, yapacağınızı yapın, durmayı da bilin. Olmaz mı?

Okaliptuz dedi ki...

Bende böyle olmak istiyorum:).Zamanın hızlanması ve insanların buna ayak uydurma derdi telaşı içersinde en çok önem verdiği hayatının bile nasıl tükendiğinin farkına varamaması...Senin pencerenden ise hayat daha bir manalı.Ama arkana yaslanıp yaratılanların güzelliğini temaşa etmenin tadı da yorulduktan sonra çıkar ;)Bu dengeyi bulan insanlara imreniyorum...