15 Ara 2010

Geldiysen üç kere tıkla!


Hadi tembel şey!
Başla işte, bir şeyler karala nasılsa arkası gelir. Anladık, kaç gündür kalbin yetmedi, elin gitmedi.
Uzatma artık, silkelen bakalım. Hem ne oluyor sanki? Çok meşgulsün de dünyayı mı kurtarıyorsun? Gerçekten anlamı olan kaç iş yaptın bu arada? Utanma be söyle, biz bizeyiz şurada!

Ne o? Cevap veremiyorsun işte. Ben biliyorum seni, daldın yine gündelik işlere, beni ihmal ediyorsun. 
Bunu daha çok yapardın eskiden. Alışmışsın bir kere ya, yine eski haline dönersin diye korkuyorum. Yoksa bana ne canım, ne yaparsan yap ama ben de kendimi ifade etmek istiyorum. Beni susturuyorsun, başkalarını dinliyorsun. İş mi bu? Benden daha önemli ne işin olabilir hem? 
Ben olmazsam sen hiçsin kızım, öğrendin aslında bunu yakın zamanda canın acıya acıya ama aklından siliniveriyor değil mi?

Yok bu sefer, kumanda bende. En azından seninle oynaştığım günlerde aldım evinin anahtarını. İstediğim gibi girip çıkıyor, düzene koyuyorum. Kadın eli değmiş oluyor, fena mı? Sen de daha huzurlusun, kabul ettin geçen gün. 

Arada hovardalık yapmak istiyorsun da her hovardalıktan sonra dayak yemiş topal köpecik gibi geliyorsun yanıma, yaralarını sarmaya. Ben de sarıyorum tabii, senden başka kimim var ki? 
Bakma şikayet ediyorum da iyi kızsın, seviyorum seni. Sevmesem bir gün durmazdım yanında zaten. 
Bana vücut mu yok be? Senden daha güzelleri de var, görüyorum hep ama alıştım sana yıllardır. 
Bir kötülüğünü de görmedim, ilgisizliğinden başka. Gerçi ilgisiz kalmak bir insanın yapabileceği en büyük kötülük. Çocuklar bile ceza yeme pahasına ilgi çekmek için bilerek yaramazlık yaparlar. Kayıtsız kalmak en kötüsüdür, evet.

Sen de epey kayıtsız kaldın bana zamanında. Neyse dırdır etmeyelim, artık değiştin. Ben seni her halinle sevdim de böyle daha huzurluyuz be. Senin bensiz yapamayacağını anladığın an, dönüm noktasıydı. 

Bensiz yaptıkların seni mutsuz etti. Canına tak dediğinde anladın ki; tek ihtiyacın ruhundu. Ben zaten hep oradaydım da sen bana rağmen kendi yoluna gitmeye çalıştıkça huysuzluk yapıyordum. 
Yoksa nasıl kendine gelecektin?
İyi ki de geldin kendine. 
Hoşgeldin!

Görsel: Ahmet Coka
Müzik: Yaşar Kurt-Fırt Emin - Onur'a teşekkür

16 yorum:

Onur dedi ki...

Vaaay! :)

Onur dedi ki...

O zaman senin için geliyor, Yaşar Kurt - Fırt Emin

Ne zaman geldin ruhum görmedim seni
Uçaktan atlarken unuttum galiba, özledim...

:)

Aslısın dedi ki...

Onur, ben bu şarkıyı hiç dinlememişim. Amanın nasıl cuk oturdu yazıya. Ekliyorum valla müzik diye link'ini :)

gribulut dedi ki...

:) hoş

Aslısın dedi ki...

gribulut :))

PufidooT dedi ki...

Çok güzel yazmışsın beni kendime getirdi... Kalemine sağlık.

deli fadik dedi ki...

ruhunu katmışsın yazıya :)

Bilge dedi ki...

Konuşanın adı var mı?

Kitap Kurduyum Ben dedi ki...

Hoşgeldin kendine:)
Bayıldım bu söze!

Kaan dedi ki...

Yok olmaya yüz tutmuş bir coğrafyanın yeşeren iklimi gibi gelişin. Kendine, kendin gelişin...
Bildiklerini anlatışın, bilmediklerine açılan yoldu hep. Kendini bilmek evreni bilmek aslında, kendine gitmek gidişlerin en güzeli aslında... Kendine git, kendine gel, ama, asla kendinden vazgeçme olur mu?

A-H dedi ki...

benimde ihtiyacim var su aralar bu kendine gelme isine :)
yolunu yontemini bir anlativer detayiyla Aslicim ;)

bookworm dedi ki...

duygulara tercüman olmuşsun

bad-ı saba dedi ki...

herşeyden kaçılır da ne mümkün uzaklaşmak bu iç sesten!!!
hoşgeldin kendine Aslıcan:)

Aslısın dedi ki...

Pufidoo, kendine gelmene sevindim :) sağol.

deli fadik, katmam mı :))

Bilge, adı ben aslında:) ruhi de diyebiliriz istersek :)

kitapkurduyum, evet iyi demişim gerçekten:) sağol :)

Kaan, kendimden vazgeçtiğim zamanlar oldu, öyle kötü ki, evet kendimden vazgeçmek mi? Asla olmalı her zaman cevabım.

A-H, dur beş dakika ve ben ne yapıyorum de? kendine geliveriyorsun sonra da kendinin dediklerini dinleyeceksin can kulağı ile.

bookworm, sevindim buna.

bad-ı saba'm, hoşbuldum canım.

Betül dedi ki...

Oy oy oy oyyyy:)
Ben şimdi farkettim.İki günden beri kendimde değildim.
Kadehimi ruhumuza ve ruhlarımızdakine kaldırıyorum:)

Aslısın dedi ki...

Betül, kendine de hoşgeldin o halde:)