27 Mar 2011

Azar Azar Pazar


Bugün sabah kendi kendime söz verdim, ne olursa olsun; kimseye sinirlenmeyeceğim ve sinirlensem de bunu yazmayacağım diye.
Pazar günlerinin havasından mıdır, suyundan mıdır bilmem, her Pazar gıcık olduğum insanlara olan olumsuz duygularım şahlanıyor. Bu Pazar öyle olmadı merak etmeyin, sevimsiz bir şey yazmaya gelmedim. Zaten yasaklar yüzünden bir giriyorum, bir giremiyorum, kumarı geçti benim bloga giriş-çıkışlarım. Yok, ona da söylenmiyorum, hemen aklınızda kötü düşünceler belirmesin.

İlk balkon sefamı yaptım uzun uzun. Çok güzeldi, dalların çiçeklenişini gördüm sabahtan akşama kadar. O da güzeldi. Olmuyor değil mi? İçimden gelmeden yazıyorum normalde coşkuyla yazacağım bu satırları. Aslında bugün normalim ben. Ne çok heyecanlı ne çok karamsar ne çok mutlu ne de mutsuzum. Öylece duruyorum. Çok ama çok heyecanlandığım bir şey var ama olmadan söylemem. O genel zaten bugüne özel değil. Ben bugünden bahsetmek için geldim, kuralı bozmayacağım. Saatler ileri alındı mesela, bayılırım, yazın habercisidir bu. O konuda da normalim, fazladan bir sevinç yaşamıyorum. yarın iş çıkışında hava daha geç karardığında belki sevinirim. O yarınki durumuma bağlı, şimdiden ona da söz veremem.

Bir kitap okudum hayatım değişti de diyemeyeceğim ama bir kitap okudum ve hayatımı değiştirmeye karar verdim. Kitabın adı Dört Anlaşma. Merak eder, sorarsınız adını diye yazdım şimdiden. Sonra ben bloga giremem, cevap yazamam, küfür filan ederim. Neyse kendimle dört maddelik bir anlaşma yaptım. Kendim için ve çevremdekiler için günahsız kelimeler seçeceğim. Mesela bu maddeyi az önce bozuyordum kendime salak diyecektim ama hemen sildim yazdığımı. Diğer maddeleri unuttum iyi mi? Dördüncü madde, ilk üçünü kalıcı hale getirmekle ilgiliydi de; aradakileri unuttum. Hay Allah, kitaba bakıp geliyorum, bekleyin...

Geldim.
İkinci madde: Hiçbir şeyi kişisel algılamayacağım. Evet, bütün kavgaların, kırgınlıkların, hayal kırıklıklarının temelinde bu var. Birisi bana kötü bile davransa bu onunla ilgili diyerek geçebilirim ya da olayı üstlenip, açıklamalar getirmeye çalışıp, üzülür ve süzülürüm. Ben üzülüp süzülmeyeceğim, üzerime alınmayacağım. Suratıma tükürülünce; yağmur yağıyor çok şükür de demem, merak etmeyin. Sadece söyleneni kişiselleştirmeden anlamaya çalışacağım. Bu madde de tamam.

Üçüncü madde: Varsayımda bulunmayacağım. Anlamak için kendime değil karşımdakine soracağım ne demek istediğini, ne demeye öyle davrandığını. Bunu biraz yapıyorum, gerçekleştirmesi en kolayı bu, benim için.

Son madde: Daima yapabildiğimin en iyisini yapacağım. Bunun için yaptığım şeyi sevmem gerek. Sevmiyorsam da sevecek bir şey bulurum ya da yapmam. Ya da sevmediğim bir işi yaparken; "sevilmeyen işi yaparken" yapmam gerekenin en iyisini yaparım. Mükemmeliyetçilik hastalığının ilacı bu. Şu pek çok kişinin söylerken aslında kendisiyle övündüğü ama hayatını berbat eden alışkanlığı: Mükemmeliiyetçilik. Tam kendime olumsuz bir şeyler söyleyecektim ki; ilk madde geldi aklıma ve cümleyi az önce okudğunuz haline getirdim. Aferin bana.

Böyleyken böyle, bende son durumlar bunlar.
Sizden ne haber?

9 yorum:

mehbup dedi ki...

Pazar sabahı bloguma giremeyerek kötü başladı ama sonunda düzeldi. Pazarımı gezerek geçirdim, çok da keyifli bir gün oldu:)

@Kitabı merak ettim.
Çok duygusal biri olarak tek kelime bile beni yıkar. sanırım kendime çeki düzen vermem gerekiyor.
Varsayımlar doğru çıkıyor genelde.. Herşeyin temeli sevgi de.Ben mükemmelliyetçiye daha yakınım.

@balkon sefası iyiymiş:)

Adsız dedi ki...

ben de bundan sonra ellerıme buyuk demıcem:))))) kendımızı sıddetle elestırıp tum sırlarımızı soylememız yuksek egodan mı yokda mutevazılıktenmı dıye dusunmekteyım.
Sero

Aslısın dedi ki...

Bak bu yazdıkların sana diyor ki; kitabı okuuuu:))
Balkon sefası hem nasıl iyi.

SerpiL dedi ki...

ben kendime çok salka derim be kuzu.yapmadığım salaklık kalmıyo nitekim.kendiyle dalga geçen insan kendisiyle barışık inandır boşver.

Hayatın Süs Payı dedi ki...

Bloğuma girme çabalarımdan yorgun düştüm..Tam açılana kadar ara vereceğim sanırım..Ama yinede bilmiyorum Benimde sağım solum belli olmaz..Yaklaşık 5 saat sonra uyanıp işe gitmem gerek..Ama önce uyumam gerek..Benden bu kadar..

Aslısın dedi ki...

Şero, cevap sende şekerim. Ellerin çok güzel. Ama buu benim söylememin de bir anlamı yok, sen söylediğinde tamamdır:)

Serpil, dalgaya inanıp da uygulamadığın sürece evet. Ben daha ileri gidiyorum çoğu kez:)

Hayatın süs payı, umarım uyumuşsundur, ben beceremedim. Bir buşuk saat sonra işe gidiyorum:)

Aydedeye havlayan dedi ki...

güzel bi pazar oldu. cumartesi çok geç yattığım için pazar birazcık geç kalktım ama güneş öyle güzel yerleşmişti ki odama bi neşe bi sevinç sorma. yazı çizi bütün gün pek güzeldi. aşkam da rakı-balık ikilisini yaptık pazar sevinci doruğa ulaştı. derken gece kabuslar uykusuzluk tüm neşeyi aldı götürdü. pazartesiye pek iyi başlayamadım ben, pek iyi hissetmiyorum bugün:(

Aslısın dedi ki...

aydedeye havlayan, ah bana kabus deme, bir sonraki yazı da kabustan yazıldı:)

Syrakusa dedi ki...

Bütün bunları yap tapıcam sana tapıcam! :)