26 May 2011

Duvarların dili var

Uzun zamandır hep aynı şeyleri yapıyorlar. İşe gidip gelmeler ve akşam televizyon, kitap, sohbet derken günlerin tekrarlardan öteye geçemeden, ellerinden kaçtığını fark etmeden, benimle kalıyorlar. Bazen huysuzluk yapıyorum, rengimi karartıyorum, belki beni öyle görmek onları rahatsız eder ve çıkarlar dışarı, farklı şeyler görürler diye. Ama hayır, benim huysuzluklarımı tedavi edip yine oturuyorlar benimle, her akşam, her gün.

Kavga etmiyorlar en azından diye yaşlı ve çok görmüş bir ihtiyar olarak seviniyorum. Daha öncekiler çok kavga ederlerdi. Sevgisizlikten birbirlerine en acıtıcı kelimelerle işkence ederlerdi. Küçük kızlarını hep odasında, başını ellerinin arasına almış, ağlarken görürdüm, kıyamazdım o miniğe. Ama hayat böyleydi ve onun şu anda yapabileceği bir şey yoktu. Sakinleştirmeye çalışırdım onu, sırtını verdiği yeri ısıtıp, kendimce şefkatle dokunurdum ona. 
Çok insan gördüm, bekar olanı, ailesiyle yaşayanı, aralarında kim en mutlusuydu diye sorarsanız; çok düşünmeden cevap verebilirim. Çok yaşlı bir kadın vardı, hastaydı, yalnızdı. Bütün gün camın önünde otururdu ve kah kitap okur kah televizyon izler ama en çok da sokaktaki insanların hayatını yaşardı.

Kedilerin oynaşmasına gülümserken yüzü gençleşirdi. Her sabah apartmanın önünde buluşan liseli sevgilileri izlerken, onların aşkıyla kendisine dokunur, yanakları pembeleşirdi. Onların ayrıldığını anladığında aşk acısı çekerdi, onların üzüntüsünü sahiplenirdi.

Ama ne olursa olsun, onda diğerlerinde olmayan tek şey, hayatı anlamlı bulmasıydı. Kendisinin içinde olmadığı hikayelerde, oyuncuların yerine hislenip, onlarla duygu paylaşarak aslında yeniden yeniden yaşamasıydı. Böylece sadece bir ömür değildi onun yaşadığı, çevresinde gördüğü, tanık olduğu tüm hayatları yaşıyordu aslında. Çünkü hayatı seviyordu, acıları da mutluluklar ve sürprizler gibi kabullenerek, gözleri yaşla dolsa da kalbinde hissederek yaşıyordu.

İnsan ne için hayata geliyor? 
Hep pembe düş bulutlarının arasında gülümsemek için mi ya da kara bulutların arasında kaybolmak için mi, gözyaşları arasında?

İkisi de olmadığına göre hayatın sırrını bulabilirseniz ki gözünüzün önünde, ne mutlu size...

Benim için hava hoş!

ve şu klip

21 yorum:

Syrakusa dedi ki...

hayata niye geliriz ?
100 milyon sperm arasında en hızlısı bizdik de ondan.

yaşam amacımız ne ?
ne bileyim be! benik basit. oğlum kucağımda samsung 51d550 plazmaya mkv filmi takıp 5.1 ses sistemiyle dinleyip obezlik yapmak.

başkalarını bilmem. cipsim gelsin!

Aslısın dedi ki...

Hemen getiriyorum abimmm:)

Syrakusa dedi ki...

sağol gözümm :)
bu arada benimki yazacağıma benik yazmışım öküzüm ben.
saygılarımla.

Aslısın dedi ki...

iki harfin lafı mı olur abim, cipsler geldiii, oğlanı al kucağına:)

Syrakusa dedi ki...

Eeeyvallaaahhh :)
Beter Böcek koş gel film başlıyooo...
- İşim var!
Cips de var.
- İşim bitti..

Aslısın dedi ki...

Aynı Can!

EminE dedi ki...

pembe düş bulutları ile kara bulutlar arasından yağmur olup yeryüzüne düşmek için, belki bir coğrafi bölgeyi, belki birçok yüreği yeşertmek için gelmiş olabilirim ben Aslım..(bazen kurutmak da olabilir :)

son cümlelerdeki umursamaz tavrın, naifliğini örtemiyor arkadaşım :)

Aslısın dedi ki...

Emine, ben seni bu yüzden seviyorum işte.
Ayrıca ben değilim o cümleyi kuran: duvar hahaha:)

EminE dedi ki...

duvarların arkasına saklanma lütfeeennnn :))
elma dersem çık..

Aslısın dedi ki...

ben sabırsızım demeden çıkarım:)

Müge dedi ki...

Ve sonunda "şu duvarların dili olsa da konuşsa" denmesine daha fazla dayanamayan duvar konuştuuu!!! yazıyoor, yazıyoorr, konuşan duvarı yazıyooor!!! Blogspot semtindeki Aslı'nın becerebildiği bu muhteşem olayı yazıyooor!!

Bayıldım Aslııı!!! Tam bir zeka ve yürek ürünü bir yazı olmuş... Tebrikler!!

;)

Aslısın dedi ki...

Muge utanctan kipkirmizi oldum, tesekkur ederim cok hem de

1i yok mu? dedi ki...

mimlendin.. :)
http://1iyokmu.blogspot.com/2011/05/mim-ben-kucukken.html

Aslısın dedi ki...

gördüm:) konuyu sevdim, dur bakalım..

1i yok mu? dedi ki...

Senin yazılarını okudukça benim yazasım gidiyor. Çok güzel yazıyorsun. Söylenecek pek birşey kalmamış. Ama yine de yazını okurken aklımda beliren düşünceleri dökeyim buraya..
Görmeyi bilen insanlar kendi hayatlarından başka hayatları da yaşarlar. Bizler de zorlu ve çetrefilli bir hayata rağmen gülmeyi becerebilenlere hayranlıkla bakarız. Bu, onların empati yeteneğinden kaynaklanıyor olsa gerek.

Müge dedi ki...

ne utan, ne de kızar.. onun yerine koltukları kabart, hadi ;)

1i yok mu'nun yazdığı da düşündürdü beni... Başkalarının hayatını yaşamak bana hiç de güzel gelmiyor.. neden? çünkü istemeden de olsa yapıyorum ve sonunda çoook daralıyorum.. çünkü kendimi unutuyorum.. ama o "başkası" bundan acccayip mutlu oluyor.. dozunu kaçırmadan yapmaksa gerçekten değerli..(çevremdeki duvarlardan birinin iç sesi)
:))))

Aslısın dedi ki...

1i yok mu, şuraya bile yazmışsın bence gitmiyor o, gitmesin ben okuyorum ayrıca:)

Müge, kabarttım yastık gibi:) dayanınca söndü ama olsun:) bahsettiğim kendin o anda yaşıyorsun ama başka mutluluklar ve hüzünleri de hayata tuz biber gibi ekleyebiliyorsun, bence iyi be:)

1i yok mu? dedi ki...

@ Müge: İnsan başkalarının hayatlarını yaşarken karşısındaki kişinin hayatından ders çıkarmalı, onunla gülüp onunla ağlamalı. Ama bunu yaparken kendi kimliğini kaybetmeden yaşamalı, ödün vermemeli kendinden...

didem dedi ki...

Harika bir yorum harika bir gozlem!
Sanirim yorum birakanlara cips geliyormus. Oyle mi???:))

Aslısın dedi ki...

Didemcik istedigin cips olsun amaa baskenti soylemeyene vermiyoruzzz hihi;)

didem dedi ki...

:))) Sana sanal lokum gonderiyorum buradan:))