11 Ağu 2011

Melankoli

Tren yolculuğu hayalimi gerçekleştirdim. Hiç düşünmeden, hazırlanırken bavula attığım kitap, bu hayali çokça konuştuğumuz bir arkadaşımın armağanıydı. O trende, o kitabı okurken, onun altını çizdiği satırlarda uzun süre kaldım. İlerleyemedim, altını çizdiği satırları hangi ruh halinde işaretlediğini biliyordum. Gülümsedim, kurduğu cümleleri yeniden duyar gibi oldum. Artık iletişimim kitapla değil, onunlaydı.

Onun için bir fotoğraf çektirdim o trende, görmeyecek belki hiç, ama olsun. Koskoca hayal gerçekleşmişken, bir fotoğrafın ne önemi var?

İstasyonlar hep hüzünlendirir beni, çocukken daha sık binerdim trene ve en sevdiğim yeri de yemekli vagondu. Saatlerce orada oturmak, filmlerdeki gibi birisiyle tanışıp, tren yolculuğu kadar sohbet etmek isterdim. Bunun hüzün neresinde demeyin, tatlı bir sohbeti mecburen sona erdirmek hüzünlü değil mi?

Nedense hep ayrılanlar, öpüşenler, sevgilisine son kez sarılanlar var, tren hayallerimde. Trenle ilk yolculuklarına çıkıp, hiç tanımadıkları bir şehri ve aslında birbirlerini keşfetmek üzere yola çıkan sevgililer sadece rüyalarda.

O sırada yazılan notlar, okunan kitaplar, itişmeler, gülüşmeler belki ilk dokunuşlar, aşk kısaca, henüz üzerinde hüzün bulutları dolaşmayan, pırıl pırıl parlayan güneş gibi aşk. 

Yine de melankoli içime işlemiş, aşk kadar hüzün de var. Ayıramıyorum onları, ineceği istasyona yaklaştığının farkında ama kalmak isteyen adam veya kadınım ben.

11 yorum:

Kaka Kuka dedi ki...

Final güzeldi ..

YaşamPINARIM... dedi ki...

Yakın zamanda gerçekleştirilecek bi tren yolculuğum var ve daha günü gelmeden bunları düşündüm, hayret.. yeşilçam'Dan kalma bi anımama mıdır nedir bilemedim...
"...malum istasyonda durmuş trenin yanında öylece kalakalmış adamım veya kadınım ben..." diyesim geldi...

öpücüks...

sestod dedi ki...

tren yolculuğu hiç yapmadım desem inanır mısın bana? ama en kısa zamanda uzuuunn bir tren yolculuğuna çıkmayı düşünüyorum, yani istiyorum...

filmlerdeki gibi birisiyle tanışıp sohbet etmek demişsin ya "before sunrise" "before sunset" en sevdiklerim arasındadır. muhtemelen bu filmleri düşündün sen de yazarken ama yanılıyorsam yani izlemediysen "before sunrise" filmini acilen izlemeni öneriyorum...

Aslısın dedi ki...

kaka kuka teşekkür ederim.

pınar, güzel bir yolculuk olsun, tatlı anılarla.

sestod, çık ve yaz olur mu? ah izlemem mi, ona gönderme yapacaktım hatta, o sohbetle kalmayıp birlikte trenden inmek üzerine ama uzatacak halim de yoktu, yine tembelliğim baskın geldi ama anlamışsın sen beni işte:)

GÖK-TÜRK dedi ki...

Üniversiteden beri trenle yolculuk yapmadım.Tren yolculuğu gerçekten güzeldir.Mesela otobüsle yapılan gece yolculuklarını beğenirim ben ama otobüs malum ayağa kalkamazsınız pek ama trendeki gezebilme lüksü çok güzeldir :)
Bir de kesin yasak gelmiştir ama trende o ara yerde barış çubuğu tüttürmek gibisi yokdiyebilirim.Tüttürürkende o uzunlamasına pencereden dışarıyı seyretmek:))
Ve Attila İlhan'ın da dediği gibi : ''Akşam tren raylarına yağmur yağıyor.'' her nedense :)

Leylak Dalı dedi ki...

Otobüs terminallerinden ne kadar nefret edersem tren istasyonlarını o kadar severim. Bunda dedemin demiryolcu olmasının katkısı var mıdır acaba? Babam gar lojmanlarında büyümüş, o gar binalarına da bayılırım. Çocukluğumda seyahatler hep trenle yapılırdı ama artık yaşadığım şehirde, Antalya'da bu imkan yok. En son 4 yıl önce bindim trene ve çoğunun aksine istasyonlar bana ne ayrılık ne hüzün çağrıştırır, bilakis keyif verir. Sahi iyi hatırlattın, yakınlarda bir trene binmeli:))
Leylakistan

Aslısın dedi ki...

gök-türk, sigara ve tren nasıl da yakışırlar değil mi birbirlerine?

leylak dalı, ah işte aynen öyle, otobüs terminalleri girdiğim an midemi bulandıran yerlerdir, kokusuyla hengamesiyle.
Hadi sen bin de biraz keyiflen bari:)

Sweet Sunshine dedi ki...

Tren yolculuğu yaptım öncesinde fakat, kıymetini bilecek veya doyasıya hatırlayacak yaşta değildim o zamanlar... Tek hatırladığım şey penceresinden kafamı dışarı çıkartıp aşağıda duran ayakkabuı boyayıcısı yaşlı amcaya küçük ellerimi sallayıp, kolay gelsin diye o ince sesimle bağırdığım. Sanırım beş yaşındaydım :) ama yine de çok sevdiğimi hatırlıyorum..

Bir istasyon düşündüğümde aklıma gelen şey aynı senin aklına gelen şeyler oluyor...ve hafif aşk kokan buruk vedalar...birkaç ay sonra veda edenlerden ve istasyonda tek başına kalanlardan biri olcam... Bu yüzden yazı biraz fazla etkiledi beni :') ..

Finali gerçekten de güzel yazının...ve... Aslında muhabbeti bitirmek olarak bakmazdım ben, gerçekten muhabbet edeceğim ve anılarımda kalcak birinin olduğunu bilmek rahatlatırdı :)

Sitare dedi ki...

bir tek sevgili eksik yazında.onun adı onun kokusu da olmalıydı bu ahengin içinde.sanki tren-nostalji-aşk-ayrılık-gözyaşı hepsi bir tamlamaymış gibi kazınmış kafalarımıza.kitap ve kitabın bir yerlere götürmesi insanı.o anı hissedebiliyorum.tatlı bir duygu bu.iyiki binmişsin trene.canım çekti ne garip:)

Aslısın dedi ki...

Sitare, aslında o da vardı ama yetmemiş anladım:) Sen de binsene, çok güzel oluyor, valla.

didem dedi ki...

Asli tren yolculugu yapmadim hic desem kinar misin beni? Eminim cok keyifli hem de daha az yorucu. Trenin yeri baskadir. Nostaljisi, dudugu, dumani, camdan el sallamasi:)))